8 Mayıs Hostel Downtown, Roma

Bugün metroyla vatikana gittik. İlk olarak Saint Peter (Aziz Peter) Basilica'sını gezdik. St. Peter ilk papa ve Hz. Isa'nın (A.S.) havarilerinden. MS 33 yılında papa olmuş. Burada ilginç olarak St Peter'ın heykelinin ayağına insanlar el sürüyor ve öpüyor. O kadar ki heykelin o ayağı yıpranmış. Bu eski hristiyan hacılarından kalan bir adetmiş. Heykelin başında da 2 görevli var. Bunu görünce bizde de bazı türbelerde yapılan yanlış bir uygulama hatrıma geliverdi.

7 Mayıs Hostel Downtown, Roma

Biraz önce aldığım su, herhalde hayatımda aldığım en pahalı su, tadı da bizimkilere nazaran daha sert. memleketimiz gerçekten çok güzel, Allah'a şükretmek gerek..

Havalanından roma merkeze bir tren seferi vardı.Buna bindik. Bileti aldıktan sonra bir makineden okutmak gerekiyor. Ardından trene biniliyor. Karşımızda oturan yabancı bir çift bunu yapmamış kontrolör ceza kesmek istedi... Tabi adamda vermemek istedi. Görevli çok net bir şekilde, eğer cezayı ödemezse pasaportuna el koyacağını söyledi. Bundan sonra adam cezayı ödedi.. İşte Avrupa'da çoğu yerde göreceğimiz gibi kuralların geçerliliği çok yüksek. Bütün toplum bunu kabullenmiş. Bu bir kültür haline gelmiş...

Bütün seyahatimiz boyunca önce vardığımız istasyonda turizm information ofisinden şehirele ilgili bilgi ve harita temin ediyoruz. Ardından kalacağımız yere gidip eşyalarımızı bırakıyoruz. Sonra şehri tanımaya çıkıyoruz. Akşama kadar gezip, sadece uyumak ve dinlenmek için hostele geliyoruz..

Hostel downtown'ı internetten buldum. Booking.com üzerinden rezervasyon yaparsanız rezervasyon ücreti ödemezsiniz..


From May 28, 2012

Saat 16:00 gibi kolozyum/arena'da olduk. İtalyanlar buraya Kolosseo diyorlar. Biz de arena diye biliniyor. Arena latince bir kelime ve kum demekmiş.. Bu da zemindeki kaplama olarak kullanılan kumdan geliyormuş.. Gerçekten muhteşem bir yer. Bunu eski zamanı hayal ederseniz daha iyi anlarsınız. Binlerce insanın önünde ölümüne yapılan çarpışmalar. İzleyenler eğlence için, çarpışanlar ise ya ün için ya da mecburiyetten burada kanlı savaşlar olmuş . Diğer yandan gözüme etraftaki sanat yapıları çarpıyor. Hem bu kadar sanatla içiçe bir ruh, hem de bu kadar vahşi nasıl olunabilir. Sanat aklma hep ince ruhlu insanları getirir. Fakat eğlence ve ün için kan dökmeyi bununla yan yana getiremiyorum..

Diğer gözüme takılan, heykeller çok gerçekçi ve nispeten çıplaklar. Bunun nedeni de sanırım insan bedenindeki harikalığı ve güzelliği göstermek istemeleri

Roma'nın dondurması meşhurmuş. Dondurmaya gelato diyorlar. Gerçekten çok bol koyuyorlar ve oldukça lezzetli. Nasıl birşey olduğunu merak ederseniz Ankara kentparkta gelato cafe'ye uğramanızı tavsiye ederim..



7 Mayıs Roma Uçağı bekleme salonu, ISTANBUL

Bence her işte, ve interrail seyahatinde kişi neler beklediğini ortaya koymalı. Hedefin net olması, seyahati de şekillendiriyor.. 


Peki ben bu yolculuktan ne bekliyorum ?

  • Avrupa'da çalışıp yaşayabilir miyim sorusuna cevabı
  • "Din-i Hak olmazsa dünya bir zindan olması ve dinsiz insan en bedbaht mahluk olduğunu" görebilmeyi?
  • Avrupa'lını fikir dünyasını anlamayı ? Çünkü bir seminerde şöyle denmişti : Batı ile aramızda bilgi farkı yok, düşünüş şeklimizde fark var. Eğitim sistemi sadece bilgi farkını kapatmaya yönelik gittiği için hata ediyor
  • Rönesans'ın neden basşka yerde değil de floransa'da doğduğunu anlamayı
  • Neden kolosyum/arena'da insanların şöhret için birbirlerini öldürdüklerini anlamayı
  • Seyahatin keyfini sürmeyi
  • Yeni dostluklar kazanmayı

umut ediyorum.

Şimdi böyle bakınca biryerleri görmek bizzat önemli değil, fikirleri ve hayatı anlamak önemli...


Burada aklıma mesnevide geçen bir hikaye geldi.. Kendi seyahatlarımda bulmayı arzuladığım şeyi çok iyi anlatıyor..

Mısırlı fakir birisi, rüyasında bağdatta filan mahalledeki evin bahçesinde bir hazine var. O senin, git ve onu al diye görür. Rüya 3 defa tekrar edince artık gitmeye karar verir. Çok az parasıyla yola çıkar, günler sonra sefil bir vaziyette bağdata geç vakitte varır. O sıralar bağdatta hırsızlık olayları çok olurmuş. Bizim fakir ortalıkta şaşkın bir vaziyette dolaşırken bekçiler bunu yakalarlar. Sorgulama başlar. Bizimli amacını söylemek istemez, nihayet bekçiler bunu bi  güzel dövünce, bizimki neden geldiğini anlatır. Bekçiler buna inanmazlar ve bir daha döverler. Nihayet bizim fakire inanırlar.. Bir bekçi ona derki, sen amma da akılsız bir kişiymişsin, sadece bir üya görerek insan buna yolu kateder mi ? Ben rüyamda kaö defa mısırda filan mahalledeki evin bahçesinde gömü var diye gördüm fakat hiç aklıma oraya gitmek gelmedi.. Bekçinin bunları söylerken tarif ettiği yer meğer bizim fakirin eviinin adresi çıkmaz mı ? Bağdata aslında bunu öğrenmek için geldiğini anlar. Geri döner ve bahçesindeki altınları çıkarır...

Mevlana derki, bazen kişi kendi içindeki hazineyi bulabilmesi için dış dünyada bir seyahat etmesi gerekir. Umarım benim seyahatim de bu neviden olur...