iş hayatında e-öğrenme


e-öğrenmenin iş hayatına etkisinin anlaşılması, başarılı bir e-öğrenme ürünü için gereklidir. Çünkü e-öğrenme ürününden, iş üretme sürecinde ek bir değer oluşturması beklenir.



E-öğrenmenin, klasik öğrenmeyle karşılaştırıldığında sağladığı faydalar aşağıdaki gibidir.
  • Maliyet etkin: Bir eğitim üretildikten sonra, 1 veya 1000 defa verilebilir. Katılımcıların seyahat, otel vb masrafları yoktur.
  • Zaman ve mekan bağımsız: Kişi eğitimi istediği zaman ve mekanda alabilir.
  • İçerik Kalitesi: İçerik çok kaliteli bir şekilde hazırlanabilir. Aynı yüksek kalitede eğitim herkese verilebilir.  İçerik değişik aktivitelerle zenginleştirilebilir.
  • Öğrenci Gelişimi. Öğrencinin seviyesi ölçülerek doğru eğitime yönlendirilebilir. Öğrenci seviyesine göre istediği konuya atlayabilir.Konuları sıralı gitmek zorunda değildir.
  • İçerik Güncelleme: Çok hızlı bir şekilde güncellenebilir. Son dakika bilgiler kolayca öğrencilere ulaştırılabilir.
Öğrenme, kurum iş gücünün ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri kazandırma görevinden, kurumun değişime ayak uydurması görevine değişmiştir.  Bir tür paradigma değişimi. Böylece öğrenen/değişime ayak uyduran organizasyonlar mümkün olmaktadır. Mesela kurum çapında sosyal ağların, mobil uygulamaların, müşteri sadakatının anlaşılması ve kurumun bunlara ayak uydurması e-öğrenme ile mümkün olabilir.

e-öğrenmenin kurum çapında sağlayabileceği temel değişimlerden birisi de kurum çapında katılım ve iş birliğidir (participation and collaboration). Bu sayede gelişim çok daha etkin olmakta ve kurumun bilgi birikimi bu sayede paylaşılabilmektedir.  mesela e-öğrenme sürecinde katılımcıların birbirleriyle fikir alışverişinde bulunmaları (forum vb araçlar ile) içeriği başlarından geçen senaryolarla zenginleştirmeleri mümkündür.


Yapılan bir çalışmada (Kaynak: chapter 4, Business case for e-learning, cisco press) kurumlarda e-öğrenme projelerinin üçte ikisinin istenilen davranış değişikliğine yol açmadığı gözlenmiş. Bunun sebebi olarak da yetersiz etkileşim, katılımcının sürüklenememesi (not engaging) ve iş hedeflerine uygun içeriğin bulunmaması gösterilmiş.


Klasik öğrenmede bilgi akışı tek taraflıdır. Dersi öğretmen anlatır ve öğrenciler akıllarında tutmaya çalışırlar. Ayrıca gerçek dünyadan kopuk bir şekilde konular işlenir. Eğer klasik öğrenmeyi aynen e-öğrenme ortamına taşırsak bu hataları da taşımış oluruz. Bu yüzden e-öğrenme ortamının olanaklarını kullanarak daha kaliteli bir öğrenme ortamı yakalayabiliriz. Bunun için aşağıdaki 2 esas sağlanmalıdır.

  • iş hayatındaki senaryolara uygun içerikler hazırlanmalı. Senaryo temelli öğrenme yapılmalı
  • Öğrenme mutlaka katılımcının etkileşimine ve özellikle hata yapmasına uygun olmalı

Bunlar sağlanırsa birtek öğretmenin onlarca katılımcıyla yapamadığı şeyi -çünkü eğitim süresi her öğrenciyle bu şekilde ilgilenmeye izin vermeyecektir- biz e-öğrenme ile yakalayabiliriz.

Bu gün öğrenmenin kurumsal uygulamalarına baktığımızda blended learning (karma öğrenme) denilen yöntem ağırlıklı olarak kullanılmaktadır. Yani, Sınıf eğitiminden önce hazırlık şeklinde e-öğrenme, ardından sınıf eğitimi, akabinde ölçme/değerlendirme ve yeni e-eğitimler. Ayrıca e-eğitime ve sadece sınıf eğitimi şeklinde de uygulanmaktadır. E-eğitimin tüm eğitimlerdeki payı, bazı kurumlarda %40'lara ulaşmıştır.

E-learning projesinin bir kurumda başarıya ulaşabilmesi için:
  • Top management involvement. Üst yönetim projeyi destekleyecek ve gerekli hedefleri açık olarak belirleyecekler
  • Açık hedefler: e-learning ile ne kazAnılacağı açık olarak hedefler ortaya konulmalı. gerçekleştirim sonrası başarı nasıl ölçülecek belirtilmeli,. Başardığımızı nasıl anlayacağız ?
  • Yetkinlik yönetiminin önemi: Çalışanların işe uygun yetkinliklerinin arttırılması için gereken beceriler, bunların ölçülmesi ve ardından gelişime uygun bir eğitim yolunda ilerlenmesinin önemi anlaşılmış olmalı.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder