Paket Yönetimi Yararlı Komutlar

Yöneticilik Not defteri

Merhaba

Takım liderliğinden, müdürlüğe yükseldikten sonra nelerin değiştiğini buraya not almak istiyorum..

Şimdiye kadar gereksinimlere uygun teknoloji ve maliyet seçimi benim hedefim olmuştu. Yani yaptığım çalışmalarda fonksiyonalite ve ardından maliyeti önde tutmuştum. Gerçekten de teknik insanlar uygun maliyetli teknik çözümleri geliştirmekle görevlerini yerine getirmiş olurlar. Fakat müdür olduktan sonra kurumun, para kazanmak ve uygun fonksiyonalite dışında öncelikleri olduğunu gördüm.

Linux üzerinde DVD medyasından paket kurmak

Merhaba

Linux (redhat) ortamında DVD’den paket kurup kaldırmak icin neler yapılmalı ?

DVD’den bir takım paketleri guncellemek icin yum repository olarak DVD /CD yi tanıtmamız gerekir.. Aksi taktirde DVD den paket kurup kaldıramayız

Kahramanlık sadece savaş esnasında belli olur

Eşini ve çocuklarını sever misin ? Anneni ve babanı ?

Peki onlar seni incitecek bir şey söylediklerinde karşılığın nasıl oluyor ? öfkeyle mi yoksa şefkatle/sevgiyle mi ?

Mevlana "her dava bir şahit ister" der. Kahramanlık sadece savaş esnasında belli olur. Öncesinde kahraman olduğumuzu gösteremeyiz.

Düştüm.. Peki Neler Öğrendim

Yutmam gereken büyük bir lokma oldu. Bu durumda kendim yapamadığımdan yardım almaya yöneldim. Bunu yaparken mevcut durumu izah etmem gerekiyordu. Buna eksiklerimiz de dahil..

Hatam: Çözümle ilgisi olmayan kişiyle bu durumu görüşmem. Fakat bu kişinin görüşlerine saygı duyuyorum. Ve konuyla da ilgili. Fakat sorduğum şey benim sorumluluğumda olan bir şey. Onun ehil olmadığı bir konu.

Overcoming Permission problem while Checking linux logfiles from nagios

We use nagios in my work environment. Nagios checks meaningful metrics on systems..

One of the items that must be checked is the /var/log/messages file.. (Or any other log file..)


Sendmail

Sendmail bir SMTP (Simple Mail Transfer Protocol) sunucudur. Bunun teknik adı MTA (Mail Transport Agent) olarak geçer. SMTP sunucu -sadece- posta gönderimi işi yapabilir.

Biz Son kullanıcılar, MUA (Mail User Agent) yazılımlarıyla eposta sunucusuna göndermek istediğimiz epostayı iletiriz. outlook, elm ve thunderbird gibi yazılımlar MUA grubuna girerler.. eposta alma işi için de -genellikle aynı- MUA kullanırız. Bu iş için kullanılan protokoller ise POP ve daha yeni IMAP'tir.. IMAP'in bir güzelliği istemcinin tüm eposta yerine sadece eposta başlıklarını çekebilmesidir. Böylece kısıtlı bantgenişliği optimum seviyede kullanılmış olur.


Linux Multipath

Kurumsal seviyede çalışan sunucu sistemleri için çalışır olmak çok önemlidir. Bu yüzden pek çok teknloji geliştirilmiştir.
  • RAID : Disklerden biri çökse bile servis aksaması ve (daha önemlisi) veri kaybı olmasın
  • Cluster: sunuculardan biri çökse bile servis aksaması olmasın
  • Network Teaming, bonding: Bilgisayar Ağ kartlarından biri gitse bile iletişim aksamasın (Ayrıca yük dengeleme ile ağ kapasitesi daha etkin kullanılsın)
  • Stackable Network switch: Network switch'lerinden biri arızalansa bile iletişim aksamasın
işte bunlardan biri de SAN (Storage Area Network) ortamlarında bilgisayar HBA kartı, SAN switch, Storage controller gibi bileşenlerden biri arızalansa bile SAN disklere erişimin devam etmesini sağlayan multipath teknolojisidir.

Kendime Tavsiyeler

Kendimce önemli gördüğüm ve birilerine de yazdığım/söylediğim 1-2 tavsiye..
Belki birilerine faydası olur..
  • Tutman gereken yol, gitmek istedigin hedefe gore degisir.. Kendim ve belki herkes icin ilk yapılması gereken hayatta hedefleri netlestirmek olmalı.. Gerçekten berrak hedefler... Hedefini oyle hayal etki icine gir.. oraya varmıssın gibi hisset.. bak bakalım ne hissediyorsun.. Belki bununla elde etmek istedigin baska birseydir.. Bunu tanımak ve anlamak onemli..
  • Eğer bir kişisel gelişim kitabı yazsaydım şöyle başlardım:
Hayat akışının kontrolünden çıktığını hissediyorsun. Sanki dalgalara kapılıp giden, kontrolden çıkmış bir gemi gibi..Kontrolü tekrar ele almak ve hayatını hedeflerin doğrultusunda yaşamak istiyorsun..

Sana bir kötü bir de iyi haberim var.
Önce kötü haber; Başta bu kitap olmak üzere dünya üzerindeki hiçbirşey  bunu senin için sağlayamaz..

iyi haber ise; Bunu sen yapabilirsin. (elbette senin kuvvetle istemeni ve Allah'ın vermesini kastediyorum)

Bir çizgifilmde şöyle bir cümle duymuştum: "Bizim kendimiz için yapabilecekken yapmadığımızı, Tanrılar bizim için yapmaz"

Uzman Kimdir ?

10 yılı aşkın süredir sistem yöneticiliği ile uğraşıyorum. Alanımda hep daha iyi olmayı aradım. Gördüğüm kadarıyla tüm sistemlerin yönetimi aynı. Hepsinde kurulum, kullanıcı tanıtma, ağ ayarları gibi konular var. Komutlar ve araçlar farklı olsa bile temelde hepsi aynı. Bu yüzden komutlar ve araçlar yerine temel konuları bilmek çok önemli.

Eskiden bunu en önemli şey olark görürdüm..

Şimdi ise, Daha da ileri giderek asıl uzman kişinin insanı başarıya götüren temel prensiplere sahip kişi olarak tanımlayacağım. Temellere hakimiyet ise artık bunun sadece bir parçası oldu.

Nedir bu prensipler;
 

  • Temellere Hakimiyet: Bilgisayar ve üzerine kulanılan temel teknolojileri hakimiyet. Ben bunları zaten biliyorum diyorsanız kendi cümlelerinizle şu kelimeleri izah edin: Bit, komut seti, SATA, NTFS, Yapay zeka, IP adresi
  • Merak: Hep merak etmek ve işlerin nasıl yürüdüğünü anlamaya çalışmak
  • Basitlik: Çözümlerinde problemi adresleyen en küçük çözümü seçmek. Bunun en iyi olduğuna inanmak. Mesela uzak doğu sporlarında öğrenci çok efor sarfından sonra rakibini yener. Üstad ise çok düşük bir efor ve temel bir hareketle aynı sonuca ulaşır.
  • Açıklık: Çözümlerin insanlar tarafından kolayca anlaşılabilir olması. Yaptığınız belgelendirme çalışmaları (sorunlar ve çözümleri, konfigürasyon bilgileri vb..) ve yazdığınız programcıkların kolayca anlaşılabilir olması uzun vadede kolaylıklar getirecektir.
  • iletişim: Sorun üzerinde tüm sahipleriyle birlikte çalışmak. bu konuda kişisel gurur gibi nedenlerle yanaşmamak büyük eksiklik! Halbuki firmadan teknik destek almak veya uygulama ekibine sorular sormak, hiçbir yazılım/donanımın yapamayacağını yapar.
  • otomasyon: Bütün rutin işleri bilgisayar ve astlarınız üzerine kaydırın. mesela script'ler yazın! (Bu arada script yaz(a)mayan sistem yöneticisi senior olamamıştır gözümde..) siz sistemlerinizi ve ekibinizi nereye götüreceğinizi düşünün, Ar-Ge yapın !

Bu prensipler tıpkı kainatta akıp giden kanunlar gibidir. Uzman kişi, Hedefine giderken Onların gücünden faydalanır.

Uzman somut alemden çıkıp, soyut alemdeki prensiplere göre yaşar!
Komutlar ve araçlardan yükselip, prensipler dünyasına varır ve orada yaşar!

Yaralanılan kaynaklar:
"The Practice of System and network administration" kitabı 2. baskısı

 

Windows NTFS Disklere Linux içerisinden erişmek

Veritabanı sunucumuz windows ortamından linux ortamına taşınması gerekiyordu. Alınan oracle yedekleri disklerin birinde duruyordu. Bunların yeni kurulan linux içerisinden görülebilmesi istendi. Çünkü yedek alma işlemi ve geri yükleme oldukça zaman alacaktı.

Bu arada küçük bir not: Eğer SAN bağlantısı olan bir sunucuya linux kurmak istiyorsanız, önce SAN fiber bağlantılılarını bilgisayardan çıkarın. Kurulumdan sonra tekrar geri takın. Böyle yapmazsanız, kurulum sırasında bilgisayar kilitlenebilir veya kurulumdan sonra açılışr sırasında işletim sistemini bulamadım diyebilir.

Tekrar konumuza dönelim...

Kurulum bitti ve SAN bağlantıları geri taktım. sunucuyu restart ettim. fdisk -l komutuyla diskleri gördüm. Bu arada fdisk komutunda şöyle birşey aldım.

[root@db ~]# fdisk -l /dev/sdd

WARNING: GPT (GUID Partition Table) detected on '/dev/sdd'! The util fdisk doesn't support GPT. Use GNU Parted.

Disk /dev/sdd: 2197.9 GB, 2197949513728 bytes
255 heads, 63 sectors/track, 267218 cylinders
Units = cylinders of 16065 * 512 = 8225280 bytes

Disk /dev/sdd doesn't contain a valid partition table
 

Tabii warning mesajını hiç okumadım. üstüne üstlük GPT'nin ne olduğunu da daha önce hiç duymamıştım ! Bu da bana bir yarım saate maloldu.

Disk bölüm yapıları için MBR'ın kullanıldığını biliyorum. Bu GPT, MBRın bazı yetersizlikleri yüzünden intel EFI (bu da BIOS'un yeni adı) platformunun bir parçası. fdisk GPT olan disklerin bölüm tablolarını okuyamadığını ve bunun için parted aracının kullanılması gerektiğini söylüyor.

 

[root@db ~]# parted  /dev/sdd print

Model: HP HSV300 (scsi)

Disk /dev/sdd: 2198GB

Sector size (logical/physical): 512B/512B

Partition Table: msdos

 


Number  Start   End     Size    Type     File system  Flags

 1      32.3kB  2198GB  2198GB  primary  ntfs         boot

 


Information: Don't forget to update /etc/fstab, if necessary.

 

Demek 1 nolu bölüm ntfs'miş. Peki bunu nasıl kullanabileceğiz ?

 

[root@db ~]# mount -t ntfs /dev/sdd /mnt
mount: unknown filesystem type 'ntfs'

 

yemedi. Peki .. Anladım ki, kernel ntfs desteği yok. Bunun için kernel ntfs modülünü derlemek (make menuconfig ) istedim , hata aldım.

Fakat vazgeçmedim..

ntfs-3g diye bir paket (ntfs-3g-2010.8.8.tgz) var. Bunu sitesinden tgz formatında indirdim.

 

./configure && make && make install

ile kurdum. Sorun çıkarmadı.

mount –t ntfs-3g /dev/sde1 /export


Ve başarılı. Artık yazma okuma modunda NTFS diskime erişebiliyorum..

 

 

 

MIME Tipleri ve Internet Explorer

Problem:
İller Bankası, Web tabanlı EDYS (Elektronik Dokuman Yönetim Sistemi) uygulaması altında, TIFF belgeler uçbirimde görüntülenmek için açılması gerekiyor. Fakat Internet Explorer (IE) üzerinde belge açılmak istendiğinde, yeni IE penceresi açılıyor ve resim görüntülenemiyor. Bu problem defalarca yaşandığı için, genel bir araştırma ve çözüm önerisi şart oldu

Çözüm:
Burada önce işin mantığını anlamamız gerekiyor. Temel mantık 2 soru üzerine kurulu;

  • IE resim öğesini nasıl tanıyor
  • IE öğeyi göstermek için ne yapıyor

Bunu çözmek için 1992 yılında yaşanan gelişmelere dönmem gerekti..
MIME (Multipurpose Internet mail Extensions):
MIME, "çok amaçlı Internet posta eklentileri" anlamına gelir. 1992 yılında doğmuştur. Amacı, o sıralarda sadece metin tabanlı olan e-posta trafiğine biraz daha multimedya öğeler (resim,ses vb) eklemekti. Böylece epostalara ekler halinde bu öğeler bağlanıp alıcıya gönderilebiliyordu. Bu teknik oldukça başarılı olduğu için, Internet ortamında web tarayıcılar tarafından metin dışında öğelerin gösterilmesi için de kullanılmaya başlanmıştır. Mesela web sunucu, metin dışında bir öğe (gif resim, avi video, mp3 ses gibi) göndermek isterse mutlaka, bir MIME tipiyle öğeyi IE'ye tanıtmalıdır.

MIME tipleri üst-seviye tip ve alt tip olmak üzere iki çeşittir
  • Üst tipler: Metin, uygulama, resim, video vb..
  • Alt tipler: tiff, pdf, gif vb..

Mesela bir tiff resmi uçbirimde görüntülenecekse, web sunucu MIME tipi olarak image/tiff (Üst tip/Alt tip) geçirir ve sonra resim öğesini gönderir.

Diğer bir örnek application/msword olabilir.. Burada word belgesi karşı tarafa iletilecek demektir. MIME tipi için diğer yaygın gösterim application/x-test de olduğu gibi, alt tipin başına "x-" koymaktır.

Web ortamında, MIME tipleri HTTP başlık (header) kısmında belirtilir. Başlık kısmında bu iş için kullanılan 2 önemli alan Content-Type ve Content-Disposition'dir.

IE, web sunucu tarafından belirtilen MIME tipini sadece bir öneri olarak kabul eder ve kendisi de veri üzerinde bazı MIME tipi belirleme faaliyetlerinde bulunabilir.

MIME tipi belirlendikten ve öğe transfer edildikten sonra IE ne yapar ?

1- Eğer IE içerisine bu MIME tipiyle ilgili bir eklenti (plugIn) mevcutsa, öğeyi bununla göstermeyi dener.

Tanımlı PlugInler şurada tanımlı:

Internet Explorer > Araçlar > Programlar > Eklentileri Yönet

Bunun Registry içindeki altseviye karşılığı şurada:

HKeyLocalMachine\Software\Microsoft\InternetExplorer\PlugIns veya Extensions


2- Eğer bir plugIn tanımlı değilse,

Explorer > Araçlar > klasör seçenekleri > Dosya türleri

kısmında tanımlı uygulama ile öğe açılmaya çalışılır.
Not: Bilgisayara uygulamalar yüklendikçe, öğeler ve ilşiklendirilmiş uygulamalar değişiyor. Burada yer alan Geri yükle düğmesiyle, o öğe için tanımlı orjinal uygulamayla açılış sağlanabilir. Gelişmiş düğmesiyle, "Yükleme sırasında açmayı onayla " onay kutusu kullanılarak, açılış sırasında "Kaydet veya Açma" penceresinin gelmesi sağlanabilir.




Explorer içerisindeki bu alanın Registry içindeki altseviye karşılığı şurada:

HKEY_CLASSES_ROOT dalında bulunan uzantılar


Bizim problemin çözümüne gelince...

IE üzerinden görülen plugIn'ler içerisinde QuickTime bulunmuyordu. Fakat altseviye Registry alanına

(HKeyLocalMachine\Software\Microsoft\InternetExplorer\PlugIns)

bakıldığında, burada Tiff uzantılı dosyalar için QuickTime plugIn kullanılacak görülüyordu. Buradaki tanım silinerek kaldırıldı ve sorun düzeldi.Sanırım QuickTime kaldırılırken kendini bu alanlardan silmemiş. Problem de bundan kaynaklanıyor...

Yüksek Hizmet Sürekliliği (High Availability)

Elime Blueprints of High Availability (Evan Marcus ve Hal Stern) 2nd Ed. adlı kitap geçti.

Buradan bazı kısımların özetini sizlerle de paylaşmak istedim.
Ayakta kalabilirlik (Availability) bizde ne yazık ki, çoğu kurum tarafından göz ardı edilir. Halbuki küçük işletmeden, devasa holdinglere kadar her tip kurum kendi ihtiyaçlarına uygun bir HA çözümüne sahip olmalıdır.

Önce temel kavramlar..
Güvenilirlik (Reliability):
Bir bileşenin beklendiği şekilde çalışmasını ifade eder. Yani hata yapmamasını
Ayakta Kalabilirlik (Availability):
Servisin sürekliliğini fade eder. Yani bir bileşen arızalansa bile servis keintisiz sürdürülmeye devam eder. Bunun için fazladan güç kaynakları ve fanlar kullanılabilir. Veya başka bir bilgisayar, küme teknolojisi sayesinde, arızalanan bilgisayarın görevini devralabilir.
Çabuk İyileşen(Resilient):
Bir sorun ortaya çıktığında, normal servise kabul edilebilir sürede geri dönmeyi ifade eder.
Yüksek Ayakta kalabilirlik (High Availability -HA):
Bilgisayar sistemlerinin, kurumun işleyişini kabul edilebilir biçimde sürdürebilecek şekilde çalışacağını ifade eder. Yüksek hizmet/servis sürekliliği, yüksek erişilebilirlik, yüksek bulunurluk (TDK sağolsun) gibi eş anlamlıları da var!
Firma yöneticileri, servis sürekliliği isterken bunun %100 olmasını isterler. Yani 0 servis kesintisi. Fakat bunun için gerekli rakamları görünce bundan vazgeçerler. Bundan sonra iş, eldeki paraya ne alınabileceğine döner.
HA için ölçümlerden birisi 9 metodudur. Burada HA, yüzde olarak ifade edilir.

Servis Sürekliliği % Yıllık Kesinti Haftalık Kesinti
99 5250 dk (3.5 gün) 100 dk
99.9 525 dk (8.5 s) 10 dk
99.99 52.5 dk 1 dk
99.999 5 dk 6 sn
99.9999 30 sn 0.6 sn

Servis sürekliliği yüzdesi, yıllık zamanın ne kadarında servis verileceğini belirtiyor. Mesela %99 HA demek, 365 günün %1'i kadar servis aksaması demek. Bu da yıllık 3.5 gün servis kesintisi demektir. Burada 9'ların sayısı önemli. En altta 6 adet 9, en büyük kurumlar için bile oldukça kabul edilebilir bir HA'dır.
%100 HA, ancak en karlı kurumlar tarafından düşünülebilr. Ve bu da uzun zaman dilimi içerisinde sağlanamaz.
HA'da Daha üst seviyelere çıkarken, maliyet hızla artar. Mesela %99 HA'ya sahip bir makineye (Fatih), yine %99 HA'ya sahip diğer bir makine (Yavuz) failOver küme olarak ekleniyor. Bu durumda küme sistemin HA'sı %99.99 olur. Çünkü Fatih makinesi zamanın sadece %1'inde çalışmayacaktır. Bu durumda Yavuz makinesi görevi devralır. Bu da %1x%99 olur. Yani 0.99.. Toplamda HA %99.99 olur.
Teoride boyle olurken gerçkte boyle olmaz. Küme sistemi failOver sırasında, kısa da olsa, bir süre çalışamaz durumda olacaktır. Ayrıca dışarıdan gelen hatalar (elektrik kesintisi, sistem odası soğutmasının yetersiz kalması vb) için de sistem korunmasızdır.
Gerçekte sistem bileşen zinciri oldugu için (uç birim, ağ, Sunucu donanımı, Veritabanı yazılımı) her birine ait Downtime toplanarak sisteme ait net HA hesaplanıyor.
downtime, tanım olarak bir bileşenin görevini yapamaması anlamına geliyor. Bunun sebepleri Dataquest/Gartner'a göre
  • %27: Yazılım
  • %23: Donanım
  • %18: İnsan Hatası
  • %17: Ağ problemleri
  • %8 : Doğal Felaketler
Donanım, gittikçe daha az DownTime sebebi olmakta. Çünkü çoğu sistemde fan ve güç kaynağı yedekli olarak gelmekte.. Diskler RAID ile bozulmalara karşı yedeklenmekte..

Yazılım hataları ise çoğalacak gibi görünüyor. Çunku yazılım gittikçe daha karmaşık bir hal almakta.
İnsan hatalarının sebebi 2 tane
  • dikkatisizlik
  • sistemin işleyişini tam anlamamak

Bunu gidermek için teknik personel eğitime gönderilmeli ve sistem yapısı dokumante edilerek mumkun oldugunca basitlestirilmelidir.

Matematiksel Olarak HA (sadece meraklısına)

A=MTBF/MTBF+MTTR
A (Availability):
Ayakta kalabilirlik
MTBF (Mean Time Between Failures):
Hata yapma süresi veya ortalama ömür. Bu tıpkı ulkemiz için olan ortalama insan ömrüne benzer. Bileşen daha once veya sonra da bozulabilir. Eğer bir diskin MTBF degeri 100,000 saat ve sizin sistem odasında 100 adet diskiniz varsa, sistem odasında her 100,000 /100 yani 1000 saatte bir disk bozulmasıyla karşılaşmanız olasıdır. (Gerçekte disk bozulmaları çan eğirisi gibi MTBF sonlarına doğru yoğunlaşır.) Yani disk sisteminizin ömrü 1000 saate (41 gun) düşer
MTTR (mean time to repair):
Parçayı onarmak için geçen süre

Mesela MTBF 100,000 saat ve MTTR 1 saat ise. A %99.999 olur.

Bu demektir ki, parça 11 yıldan fazla ortalama ömre sahip olacak ve oluşan hata 1 saat içerisinde giderilebilecek

Hata Noktaları

Donanım
En sıktan daha az olana doğru
  • Mekanik/ Dönen bileşnler: diskler, teyp sürücüleri
  • Fanlar
  • Güç kaynağı
Diskler için RAID, fan ve güç kaynağı için yedekli yapı kullanılabilir
Çevresel ve fiziksel faktörler
  • Elektrik kesintisi
  • Soğutma sistemi
  • Yangın : Yangın sistemleri için Halon gazı kullanımı (Allah'a şükür) giderek azalmakta. neden diye merak ederseniz cevabı şu; Halon gazı, oksijenin yerini alarak yangını söndürüyor. yani ortamdan oksijen gazını uzaklaştırıyor. Fakat bu sırada ortamda insan varsa, havasızlıktan ölmesi kuvvetle olası. Yani sistem yöneticisi sistem odasını kurtarmak için girdiğinde halon gazı yüzünden ölebilir!
  • doğal felaketler

HA Maliyet


Yöneticilere HA çözümlerini kabul ettirebilmek için onların dilinden konuşmak lazım. Yani felaket durumunun maliyetinden.
Doğrudan maliyet: Çalışamaz haldeki sistemin kullanıcıları iş yapamayacaktır. Bu durumda kayıp, yapılan işe göre değişir. Eğer sadece yazılım geliştirme faaliyeti yapılıyorsa, kayıp, geliştiricilerin boş kalmasıdır. Bu sürede onlara boşuna ödenen paradır. Eğer bir e-ticaret sitesiyse, o zaman diliminde yapılacak olan gelir kaybedilir.

Dolaylı maliyet: Müşteri tatminsizliği ve rakip şirkete kaçması olasılığı.Ayrıca şirket itibarı zedelenir..

Availability Continuum


Her sistem için Ayakta kalabilirlik seviyesi farklıdır ve böyle de olmalıdır. Mesela bir banka ile universite labı aynı HA'yı istemez. Bu durumda kullanılacak teknolojiler de farklı olmalıdır. Bunun için kitapta Availability Index öneriliyor.


Bu figürden çıkarabileceğimiz bazı sonuçlar şöyle:
  • HA basamakları arası geçişte, yukarılara çıktıkça maliyet artıyor. Yani Güvenilir yedeklerden (Reliable Backups) Disk ve birim yönetimine (Disk and Volume Management) geçmenin maliyeti 1 birim ise, FailOvers'tan Replication'a gecmek >1 birim oluyor
  • HA teknolojisi bir yığın teşkil ediyor ve bunları aşağıdan yukarıya doğru sırayla uygulamak daha mantıklı.

Bir felaket olduğunda nasıl bir senaryo yaşanır ?


Sistem normal çalışması sırasında, bilgiler yedeklenir. Fakat bu yedekleme belli zamanlarda (mesela her gece) yapılacağı için, felaket anına kadar olan veri kaybedilir. Ne kadar verinin kaybedileceği RPO (Recovery Point Objective) olarak bilinir. Bunu kısaltmanın yolu daha sık yedek almak veya kopyalama(replication) teknolojisine geçmektir.
Felaket olduğu andan itibaren, sistemin tekrar ayağa kaldırılmasına kadar geçen süre RTO (Recovery Time Objective) olarak bilinir. Mesela yedeklerden geri dönülecekse ve elde başka bir bilgisayar sistemi yoksa bu iş günler alabilir. Küme sistemlerde RTO, saniye/dakika seviyesine indirilebilir.

Tabii grafikten de görebileceğimiz gibi, ne kadar kuruş, o kadar köfte.

Sunucu Sanallaştırması ve vmware

Güçlü tek bir sunucu üzerine vmware gibi bir sanallaştırma yazılımı yüklüyoruz. Yeni bir makine oluşturmak istediğimizde; Bana şu kadar CPU, şu kadar bellek ve diski olan bir sunucu oluştur diyoruz. Ve Sanal sunucunuz hazır!
Sunucu sanallaştırması gerçekten şaşırtıcı ve faydalı bir teknoloji. Devamı aşağıdaki PDF belgede..
Bu alanda yeni bir ürün daha buldum; VirtualBox . Ev kullanımı ücretsiz! vmware Player kurulum dosyası >150MB boyutunda. virtualbox ise 17MB boyutunda. vmware player'dan daha hafif. Eğer bilgisayarınızın bellek ve CPU gibi bileşenleri zayıfsa bu ürünü tercih edebilirsiniz. Windows XP tabanlı eski dizüstü bilgisayarımda, OpenSuse 10.2'yi virtualBox üzerinden kurdum ve sorunsuzca çalıştırdım.

 Belge burada

Nagios Ağ izleme Aracı

Nagios, ağ üzerindeki
  • servisleri (HTTP,FTP,Oracle vb)
  • makine kaynaklarını (CPU, disk, bellek vb)
  • ağ cihazlarını (SNMP üzerinden)
izlemenizi sağlar. Toplanan veriler üzerinde belirlediğiniz uyarı ve kritik seviyelere göre ilgili personele uyarı mesajları (e-posta, SMS vb.) gönderebilir.
Orta ve büyük ölçekli her kurumun bu tip bir çözüme ihtiyacı vardır. Aşağıda Nagios üzerine hazırladığım bir inceleme raporu var..

belge burada

SSD Teknolojisi

Uzun yıllardır HDD (Hard Disk Drive) tipi diskleri kullandık. Fakat SSD diskler artık depolama üniteleri ve hatta sunucular üzerinde gelmeye başladı.  Acaba hangi durumlarda bu disklerin kullanımı elverişli olacaktır ? Bu konuda kolay karar verebilmek için yakından bakalım.

Belge burada

Sistem Yönetimi Best Practices

merhaba
Sistem yöneticiliği sırasında fark oluşturabilecek şeyleri bir belge içinde toparladım.
Bu alanda Profesyonelleşmek isteyenlere faydalı olacağını umuyorum..

Belge burada

vmware Vsphere vs Microsoft Hyper-V

sanallaştırma büyük kurumlar ve verimerkezleri için oldukça sıcak bir konu. Pazar lideri, vmware'in vsphere ürünü olmasına rağmen microsoft hyperV R2 ile arayı kapatmaya çalışıyor. Geçen haftalarda hyperV üzerine 3 günlük bir eğitim aldım. birkaç yıldan beri vmware kullanan biri olarak gördüğüm farkları burada sizinle paylaşmak isterim..

Not: hyperV bilgim çok daha kıstılı olduğu için bilen arkadaşların düzeltmelerini rica ederim..

 

Tasarım:  vmware tasarım olarak baştan ayağa tamamen sanallaştırma üzerine odaklanmış durumda. Bu yüzden cluster desteği (HA), dosya sistemi (VMFS) ve hypervisor (ESX) entegrasyonyu çok iyi.
Microsoft ise mevcut teknolojileri (Failover clustering, NTFS, Xen temelli hyperV) bir araya getirerek ve aralarına bazı ek bağ teknolojileri (clustered shared volumes -CVS) yapıştırarak kurumsal sanallaştırma çözümü oluşturmaya çalışmış. Bu teknolojiler özel olarak sanallaştırma için üretilmediğinden bazı kusurlar ortaya çıkmış. Mesela vsphere DRS özelliği için microsoft PROtips diye birşey geliştirmiş ve SCOM üzerinden bazı trick'lerle başarılabiliyor. Ayrıca NTFS, bir cluster FileSystem olmadığı için CVS ile (vsphere vMotion özelliği benzeri) liveMigration özelliği desteklenir olmuş. Kurumsal seviyede kullanım için birçok microsoft ürünü ile çalışmanız gerekiyor. Mesela vmware vCenter yerine Microsoft SC VMM aracını satın almalısınız. Buraya ekleyeceğiniz her VM için bir lisans ücreti ödemeniz gerekiyor. Ayrıca failOver cluster node'ları AD'ye dahil olmak zorunda.. Yedekleme için microsoft SC DPM aracını öneriyor vs..

Burada özellikle temel yapı değişikliğine değinmek istiyroum. vmware üzerinde donanıma ait driver'lar hypervisor içindedir. hyperV'de ise bu driverlar parent OS dedikleri hypervisor dışında biryerde bulunur. Guest OS'lar tüm IO isteklerini VMbus denilen yapı üzerinden parent OS'a iletmek zorundalar. Parent OS'a birşey olursa tüm guest OSları kaybedersiniz. Ben bu yapıyı çok sevmedim. bence işi karmaşıklaştırıyor. Ayrıca hypervisor dışında yönetmeniz gereken ve kırılabilecek bir noktanız oluyor. Fakat "yavuz hırsız ev sahibini bastırı misali" bunuın getirileri microsoft tarafından dillendirilip daha iyi bir yapıymış gibi pazarlanıyor. Nedeni ise driver'lar dışarıda olunca daha kararlı ve daha güvenli hypervisor elde edilmiş olur diyorlar. Buna çok katılamıyorum veya bu getiri oldukça düşük..

Kurumsal özellikler: vmware vsphere hala önde. DRS (Dynamic Resource Scheduling) microsoft PROtips'ten çok daha kullanılması kolay. hyperV felaket kurtarma özellikleri yetersiz. vmware ise SRM (Site Recovery manager) ile oldukça önde. vCenter SC VMM den çok daha iyi durumda. VMM üzerinde peformans verilerine güvenemiyorsunuz. hyperV her ne kadar linux desteği içerse de, linux için pek kullanılmayacağını tahmin ediyorum. Micrsoft linux için destek verse de gönülleri pek tatmin edici seviyede değil.. İleride kesebilir veya yolda kalabilirsiniz diye aklına geliyor insanın...

Gelişme. vmware vsphere 4.1 ile iyileştirmeler getirdi. en önemlisi de windows 2008 R2 desteği idi (en azındanb izim için).. hyperV ise çok daha büyük geliştirmeler ekledi. Bu yüzden bu konuda hyperV çok daha iyi. ve önlerinde neyin nasıl yapılması gerektiğini gösterir bir örenkleri var (vmware !). Ayrıca 2008 R2 SP1 ile memory overcommit özelliği de (biraz ilkel de olsa) gelmeye başlıyor. kanaatim hyperV, sphere pazar payının bir kısmını alacaktır. En azından çalıştığım verimerkezinde böyle oluyor. Aşağıda gartner magic quadrant'ta (makale) mevcut oyuncuların yerlerini görebilirsiniz..

alt

Fiyat: Eğer W2008R2 datacenetr edition ve SC'nin şimdi aklıma gelmeyen bir versiyonunu kullanırsanız, vmware'den çok daha ucuza bu işi kapatabilirsiniz.Çünkü hyperV datacenter ed üzerine kurulan microsoft guest OS'ler için ayrıca lisans ödemiyorsunuz. vmware de ise ödemelisiniz. Sadece bazı kolaylıklar var. (mesela win Enterprise ed kullanırsanız 4 e kadar sanal makine kurabilirsiniz. Fakat fiyatlara bakarsanız zaten 4 std edition neredeyse 1 enterprise ed etmekte.. vmware tarafında çok kazanç yok!)

Burada ilginç bir linki paylaşmak isterim.. vmware üzerinde memory overcommit ile daha çok guest OS barındırıp windows guest OS'lar için datacenter ed düşünülüp maliyet düşürülebiliyor..

blogs.techrepublic.com.com/datacenter/

Diğer Konular: Bu kısımda aklıma gelen bölük pöçük bilgileri paylaşacağım..

  • VMM üzerinden sanal makineye ISO image bağlamak isterseniz, sadece VMM library'de bulunan ISO'ları bağlayabiliyorsunuz. vmware'de yerel PCnizdeki ISO lar dahil bir çok yerden bağlayabilirsiniz. hyperV de bağlanan ISO önce sanal sunucunun bulunduğu dizine taşınır. sonra kullanılabilir. vmware de ise sadece l,ink işlemi olur. hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.
  • hyperV de avhd dosylar snapshot dosyaları. bunlar ancak sunucu offline iken parent diske merge edilebilirler. vmware de ise snapshot dosyaları online merge edilebiliyor.
  • hyperv için bir güzel haber! win 2008 R2 ve windows 7native vhd support sağlıyor. Bunun için bilgisayar yönetimi > disk yönetimi (sağ tuş) > attach vhd file ile sanal makine disklerinizi kullanabilirsiniz. Aynı işi diskpart içinden de yapabilirsiniz.
  •  

Sonuç olarak; vmware hala önde. Microsoft ise (Yetişeceğini pek sanmıyorum ama)  arayı hızla kapıyor. Verimerkezi yöneticileri bu teknlojileri tıpkı doğadaki ekosistem şeklinde kullanmaları gerekiyor. Doğada arslanın da bir adreslediği bir yer var, ineğin de. Sadece arslan veya sadece inek olsun diyemezsiniz.. Bu 2 teknolojinin de adresledği yerler var. Doğru yerde doğru olanı kullanarak optimum seviye elde edilmiş olacaktır.

linkler:

http://www.vmware.com/files/pdf/vmware-vsphere-features-comparison-ch-en.pdf

100 sunucudan küçük Kurumlar için Sanallaştırma

Merhaba Selçuk Hocam,

Sen az çok bizm yapıyı biliyorsun. şimdi yeni bakım ihalesiyle sanallaştırmaya geçmek istiyorux bunun için ekteki özelliklerde 2 veya 3 adet sunucu ile bir adet storage alıp yaklaşık 30 sunucumuzu sanala taşımak istiyoruz. Elimizdeki sunucular WinSer2003. Bunların en az 5 tanesini özellikle Domain Controller(2 adet), Exchange (2 adet), Front-End Server (1 adet) ve belki Web serverı(1 adet)  WSE2008 e geçirmek istiyoruz.
 

  • Sence sunucu özelliklerimiz nasıl?
  • Sanallaştırmada Hyper-V mi yoksa Vmwaremi tercih edelim. Fiyat ve performans anlamında bir kıyas yapabilirmisin.
  • Database ve Uygulama sunucularımız IBM AIX üzerinde kurulu Oracle. Bunları sanala taşıyabilirmiyiz. sıkıntı olurmu?
  • Firewall'umuz Checkpoint (yazılım), bunu sanala taşıyabilirmiyiz. Performans sıkıntısı yaşarmıyız.

Son olarak storage da yaklaşık 20 TB lık net kullanım alanı olacak şekilde istiyoruz. senin storage konusunda önerin var mı?

Allaha emanet ol. Görüşmek dileğiyle.
Yakup


Etkin Yönetici

Peter Drucker tarafından yazılan "etkin yonetici" kitabını okuyorum. Notlarımı aşağıda paylaşacağım.

EY (Etkin Yönetici), doğru işlerin yapılmasını sağlar. Zeka, bilgi ve hayalgücü sadece nelerin başarılablleceğiyle ilgili sınırları belirler. Fakat sadece etkinlik bunları sonuca dönüştürür.

Bir o yana bir bu yana koşturmaktansa hedefe doğru kararlı adımlar sonuç üretir.

Eskiden etkinliğin tanımı üretilen işle ölçülüyordu. Mesela brişçi kaç adet ayakkabı üretti gib. Günümüzde ise işçiler bilgi işçisi ve etkinlik "işlerin doğru yapılmasını sağlamak" yerine "doğru işlerin yapılmasını sağlamak" olmalı.

 

Bilgi işçisi aynı zamanda yönetici sınıfına girer. Çünkü o da bilgisiyle kuruma birşeyle kazandırma sorumluluğundadır. Etkinliği yalnızca bu şekilde ölçülebilir. Aykkabı üretiminde olduğu gibi değil ! Ölçebilmek için sonuçlara bakmak gerekir.

 Yöneticinin sonuç veren katkılar sağlamasını enmgelleyen bazı doğal süreçler var. Birincisi yöneticinin zamanı şirket  çalışanlarına aittir. Bundan kolay kolay kaçıp etkin yöneticilik yapamaz. İkincisi yönetici belirli kademerlden geçerken bazı alışkanlıklar edinirler ve bilinçli olarak bunları değiştirmezlerse etkin yöneticilik yapamazlar. Olayların yönetiminde kalırlar. Hangi olayların katkı sağlayabileceği hangilerinin alakasız olduğunu filtreleybilmeli.

Etkin yöneticinin 5 alışkanlığı olmalı

  1. Zamanının nereye harcandığını bilmek
  2. Dışabakan katkıya odaklanmak. "Hangi sonuçlar benden bekleniyor" sorusuna cevap aramlı. Gayretini iş yapmak/çalışmak yerine  sonuca yöneltmeli.
  3. Güçlü olan taraflarına bina etmek. Üstlerinin, arkadaşlarının, çalışanların güçlü oldukları konulara, yani yapabilecekklerine odaklanarak işlere girişmek. zayıflıklaraa göre, yapamayacaklarına göre işe girişmemek.
  4. Super performansın müthiş sonuçalr vereeği birkaç ana konuya odaklanmak. Öncelikler atarlar. ilk işleri önce yaparlar. ikinci işleri asla!
  5. Etkin kararlar vermek. etkin karar, "gerçekler üzerine oybirliğine" değil "karşıt görüşler" üzerine karar vererek sağlanır. Asıl olan doğru strateji gitgel taktikler değil.

 

 

Liderlik

Liderlik, diğer insanları ortak hedefe ulaşmak üzere harekete geçirmek demektir. Anne baba çocukları için liderdir. Koca ailesi için liderdir...

Liderliğin başlangıç noktası; vizyon belirlemektir. Yani "nereye ulaşmak istiyorum ve neden oraya ulaşmak istiyorum" sorularına cevap bulmaktır. Nereye ulaşmak istediğinizi bilmiyorsanız, herhnagi bir yolu takip edebilirsiniz. Fakat hedefiniz belliyse, kaynaklarınıza odaklanır ve insanları motive edersiniz. Vizyonunuzu başkalarının netleştirmesini beklemeyin. Siz işiniz, yaşamınız, müşterileriniz, arzu ve umutlarınız hakkında "onlardan" daha çok bilgiye/tecrübeye sahipsiniz. neden oturup onları bekliyorsunuz ?

Liderlik, her zaman çelişkili talepler karşısında cesaret ve kararlılık gerektiriyor. Uzun vadeli faydalar için kısa vadeli acılara yol açan denegeleri kurabilmeyi içeriyor. Buna rağmen liderlik öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri.  Etkileme ve motive etne gücü şu yetenekleri gerektirir:

  • inandırıcı konuşma ve yazmayı içeren iletişim becerileri
  • İnsanların gerçekten ne demek istediğini anlayabilmeyi içeren insanlararası ilişki becerileri
  • Kaçınızlma sürtüşme ve gerilim dönemleriyle başaçıkabiilmeyi içeren sorun çözme becerileri
  • farklı grupları bir araya toplamak için müzakere becerileri
  • İnsanları aynı hedefe ulaşmaya ikna etmeyi içeren motivasyon becerileri

 

Yöneticilik becerileri daha çok bir hedefe ulaşabilmek için kaynakları bir plan/bütçe doğrultusunda kullanmayı ve gidişatı kontrol etme ve sorun giderme becerilerini kapsar. Liderlik ise hedef belirleme ve motive etme gibi becerileri kapsar.

Lider Tipleri:

Karizmatik Lider: Kriz durumlarında etkili olan lider tipidir. insanlara özgüvenlerini tekrar kazandırırlar ve içinde bulundukları durumu ve çıkış yolunu gösterirler. 

  • Kendini bir vizyona tamamen adama
  • vizyonu gerçekleştirmek için büyük fedakarlıklara katlanma ve kişisel riskler üstlenme.
  • Takipçilerine mutlak güven (ve korku) aşılama
  •  

Dönüşümcü lider: kişiliklerinin kuvvetiyle değil, insanlarea seslenerek, güven ve sayguılarını kazanarak sonuca ulaşırlar. Ekiplerindeki insanlara güvenir, kaynak sunar ve onları cesaretlendirirler.

Pragmatik liderler: örgüte odaklanırlar. Sayılara dayanarak yönetirler. Doğru insanları doğru konuma getirirler.

Etkin liderlerin ortak özellikleri:

Geleceğe odaklıdır. Bir vizyon oluşturur, bunu gruplarına açıklar ve ona bağlı kalırlar. Birimlerini daha geniş çerçevede görmeyi başarır ve kısa vadeli görevleri uzun vadeli önceliklere göre düzenlerler.

Belirsizlikten rahatsızlık duymazlar. Hesaplanabilir risklere girmeye hazırdır. Yeni bilgiler ışığında kararlarını değiştirmekten çekinmezler.

 

Yaşanmış bir güvenlik hikayesi

Yedekleme sunucusunda bir yavaşlık problemi vardı. Yazılımın teknik desteğini aradığımızda ağ trafiği tarafına bakmamızı tavsiye ettiler. Sıra sunucu üzerinden yapılan bağlantıları görmeye geldiğinde ilginç bir durumla karşılaştım.

C:\Documents and Settings\selcuk>netstat -ao

Active Connections 

Proto  Local Address          Foreign Address        State           PID 
TCP    CENGAVER_NET:http      CENGAVER_NET:0         LISTENING       3952
... 
TCP    CENGAVER_NET:2323      gw.SomeWhere.net:4002  ESTABLISHED     4522
...  
-o : bağlantıyı yapan işleme ait PID'i elde edebiliyoruz.
-a : Tüm bağlantıları (dinleme, bağlantı kurulmuş gibi tüm durumlardaki) göster
Bu durum ilginçti. Çünkü biz bu sunucuyu Internet'e bağlanmayacak şekilde yapılandırmıştık!!!

Görev yöneticisi ile bu 4522 PID'in vncmgr.exe diye bir uygulamaya ait olduğunu gördüm. Programın adından VNC diye uzaktan erişim programına it olduğunu sandım. Sanırım uzak bir siteye güncellemelerle ilgili bağlantı kuruyor diye düşündüm. Uygulamanın çalıştığı kullanıcılara VNC'yi kurup kurmadıklarını sordum. Hiçbirinin haberi yoktu. Bu ilginç geldi.

Sonra IPNetInfo (http://www.nirsoft.net/utils/ipnetinfo.html)ile bu adres hakkında bilgi edindik. Adres İtalya'da bir yeri gösteriyordu. Siteye girdiğimde, VNC ile ilgili bir şey göremedim.

Msconfig aracıyla Başlangıç programlarına baktığımda, uygulamayı oraya eklenmiş gördüm.

WinMsd > Yazılım Ortamı > Çalışan Görevler kısmından baktığımda, vncmgr.exe dosyasının C:\Windows\System32 altında olduğunu gördüm. Bu klasöre Windows Explorer ile baktığımda uygulama görünmüyordu. Araçlar > Klasör Seçenekleri > Görünüm > Gizli dosyaları Göster seçildiğinde dosyayı gördüm. 138 KB'tı.

Bilgisayarda Antivirüs yazılımı yüklüydü, fakat virüs veritabanı uzun zamandır güncellenmemişti. Bu yüzden dosyayla ilgili bir problem raporlanmıyordu. Antivirüs yazılımını çalıştırıp tüm C sürücüsünü tara dediğimizde, birkaç saniye çalışır gibi yapıp duruyordu.

Bunun üzerine yedekleme bilgisayarı web'e açıldı ve çevrimiçi antivirüs taratıcılarından biriyle taranmaya başlandı. Hemen her antivirüs üreticisinin (Panda, McAffe, Symantec...) bir çevrimiçi tarayıcı yazılımı vardır. Çevrimiçi tarayıcılar, Windows IE activeX bileşen olarak yüklenip bilgisayarınızı tarayabiliyorlar. Bir kısmı temizlik de yapabiliyor. Bu sırada bir problem oluştu ve makine kendiliğinden kapanıp tekrar başladı.

Uygulama başlangıçtan (startup) çıkarılmıştı. Bilgisayar tekrar açıldığında, Windows olay günlüğünde şu kaydı gördük


Threat Found!Threat: W32.Spybot.ACYR in File: C:\WINDOWS\system32\vncmgr.exe by: Auto-Protect scan. Action: Delete succeeded : Access denied. Action Description: The file was deleted successfully.
Dosyanın içerisinde W32.Spybot.ACYR kurtçuğu (worm) bulunmuştu. Bununla ilgili Internet'te yaptığımız araştırma sonucu, kurtçuğun IRC sohbet programları yoluyla bulaştığı ve Windows'un ve bir de -ilginçtir ki- antivirüs yazılımının kendisine ait açıkları kullanarak yayıldığını öğrendik. Kurtçuk, bulaştığı bilgisayara ait bilgileri hacker'a gönderebiliyor. Ayrıca zararlı programların yerleştirilebilmesi için de bir arkakapı sağlıyormuş.

Virüsün zararlı etkilerinden birisi de aşırı ağ trafiğine sebep olması ve bu yüzden ağ performansının düşmesiymiş!

Kurumun firewall'ından 4002'ye giden trafik kapatıldı. Firewall red (deny) loglarını süzdüğümüzde bu porta çok sayıda istek yapıldığını gördük. Yani kurtçuk çok sayıda bilgisayara bulaşmıştı. Bir süre bilgisayarlara ait antivirüs yazılımının yamanması ve virüs veritabanının güncellenmesi devam etti...

İslam Bilim Tarihi

Bilgisayar Uzmanlığı kitabıyla okuyucuları bilgilendirmeyi amaçladık. Fakat bilgisayar alanında ilerleme için umumi olarak gördüğüm önemli bir eksiklik de ümittir. Her gelismenin ve teknolojinin ancak batıdan çıkabileceği fikri o kadar yaygınlasmıs ki, kimse onlarla rekabet etmeyi aklından bile geçirmiyor. Bunun olabileceği ve hatta onları geçebileceğimizle ilgili en önemli sahit tarihtir.

Devamı burada

Windows Kurtarma CD'si

Bilgisayarla ilk tanıştığım zamanlar 90'lı yılların başıydı. O sıralar MS-DOS, şimdinin Windows XP'si kadar yaygındı. Disk ile ilgili bir problem olduğunda veya virüs bulaştığında, bilgisayarımızı temiz bir MS-DOS disketiyle açıp kurtarma faaliyetleri yürütebiliyorduk. Çoğu kişinin, acil durumlarda kullanmak üzere kurtarma disketleri vardı.

Ta ki NTFS dosya sistemi sahneye çıkana kadar..

DOS üzerinde kullanılan dosya sistemi FAT olarak bilinir. Windows NT işletim sistemi ile birlikte NTFS dosya sistemi çıkarıldı. Bu dosya sistemi ile disketten bilgisayarı açıp diske ulaşmak tarih oldu. Bu kısıtlamanın önemli bir sebebi, sabit diskteki bilgilerin güvenliğini sağlamaktı.
Microsoft WinPE (Windows Preinstallation Environment) ürünü ile bu kuralı kendisi bozdu. WinPE, CD'den çalışan kısıtlı bir Windows XP işletim sistemidir. Microsoft bu ürünü OEM denilen PC üreticilerine, Windows kurulumlarını kolaylaştırmak için sunmaktaydı.

Bir bilgisayar profesyoneli, Windows XP kurulum CD'sinden, WinPE benzeri çalışır CD üretmenin yolunu buldu. Bu çalışır CD, bilgisayar profesyonelinin adıyla, BartPE olarak anılmaya başlandı.
BartPE, CD'den açılan, diske ihtiyaç göstermeyen, budanmış, Windows XP tabanlı bir işletim sistemidir. BartPE ile gelen standart yetenekler şunlardır:
  • Grafik arayüzü ile sınırlı bir Windows XP işletim sistemini açabilirsiniz.
  • Sabit diskinize (FAT/NTFS) ulaşabilirsiniz.
  • Disk onarım işleri (chkdsk) yapabilirsiniz.
  • Ağ üzerinde haberleşebilirsiniz (Mesela diskteki dosyaları ağ üzerinden başka bir bilgisayara kopyalayabilirsiniz.)
BartPE'nin önemli bir özelliği Eklenti (plugin) denilen uygulamalarla kabiliyetlerinin arttırılabilmesidir.
  • antivirüs/antispyware araçları
  • donanım ve işletim sistemi onarımı araçları
  • Veri kurtarma (undelete vb..) araçları
  • Performans testi/sistem bilgileri görüntüleme araçları
Bu eklentilerin yanında, ağ ve disk sürücüleri eklenerek SCSI/RAID diskler ve ağ kartları BartPE içinde kullanılabilmektedir.

BartPE CD'sini oluşturabilmek için, http://www.nu2.nu/pebuilder/ adresinden PE Builder yazılımını indirip kurmalıyız.
 [PE Builder ana ekranı]

BartPE CD'si oluşturmak için 3 temel adım vardır.
1. PE Builder yazılımı, sizden kaynak olarak Windows XP kurulum CD'sini isteyecektir. CD'nizi sürücüye takıp PE Builder'a burayı gösterin.
2. Bundan sonra eklentiler kısmına gelip BartPE içerisine eklemek istediğiniz eklentileri belirlemelisiniz. Bazı eklentiler varsayılan olarak gelirken birçoğunu sizin Internet'ten bulup indirmeniz gerekecektir.
 [Eklentiler ekranı]
Kapat PE Builder ana ekranına dönmeyi sağlar.
Ekle/Kaldır PlugIn'in etkin olup olmayacağını belirler. Etkin kolonu buna göre Evet/Hayır olarak değişir. Sadece etkin eklentiler BartPE CD'sinde yer alacaktır.
Ayarlar Eğer PlugIn'e ait ayarlar varsa yapılabilir.
Yenile Yeni bir PlugIn'i elle kurduğunuzda listeye yansımasını istediğinizde kullanılır.
Düzenle PlugIn'e ait konfigürasyon dosyası olan inf dosyasını düzenlemek için kullanılır.
Ekle cab uzantılı yeni bir eklenti eklemekte kullanılır. Çoğu zaman bu dosya yanında ek işler de yapmak gerekir.
Kaldır PlugIn silmekte kullanılır.
Yardım Belki de en önemli kısım burasıdır. Eklentinin kurulabilmesi için gerekli ek işleri anlatır.

Eklentiler, \plugIn dizini altındadır.
Eğer ağ ve SCSI/RAID disk cihaz sürücüsü ekleyecekseniz, bunları \drivers dizini altındaki net ve SCSIAdapter klasörleri altına yerleştirmelisiniz.
3. Bu çalışmalar bittikten sonra PE Builder ana ekranında oluşturma ortamını seçmelisiniz. Eğer CD sürücünüz, XP CD'si ile doluysa ISO imaj oluştur seçeneği ile imaj dosyası oluşturmayı seçmelisiniz. Sonra bu imajı bir CD kayıt yazılımıyla (roxio, Nero vb) CD'ye yazdırabilirsiniz.

Aklınıza acaba birileri bu eklentileri bizim için kursa da hazıra konsak olmaz mı diye bir şey geliyorsa o da var. Ultimate Boot CD for Windows, veya kısaca UBCD4Win tam da bu işi yapıyor. Kurtarma amaçlı pek çok eklenti PE Builder yazılımı ile bir paket haline getirilmiş. Yani UBCD4Win, PE Builder ve ek olarak pek çok eklentiden oluşuyor.

UBCD4Win CD'sini oluşturmak için, yukarıda bahsettiğimiz BartPE CD oluşturma adımlarını yine yapıyoruz. Fakat eklentilerle uğraşmıyoruz. Çünkü zaten birçok eklenti bizim için paketlenmiş olarak gelmekte. Eğer isterseniz kendiniz eklenti ekleme/çıkarma/güncelleme yapabilirsiniz.

Kendi Gözlemlerim
  • BartPE 200MB civarı bir imaj dosyası oluştururken, UBCD4Win 550 MB büyüklüğünde imaj dosyası oluşturdu. Elbette bu fark, eklentilerden kaynaklanıyor.
  • Her iki CD için de, özellikle antivirüs/antispyware yazılımlarının güncellenmesi gerekeceği açıktır. BartPE içinde gelen McAfee eklentisi yardım kısmında, antivirüs güncellemesi için yanlış adres veriliyor. Güncel antivirüs imza dosyasının bulunduğu adres şöyle; ftp://ftp.mcafee.com/pub/antivirus/superdat/intel/
  • Eğer sunucularınıza ait SCSI disklerin veya özel ağ kartlarının desteğini istiyorsanız, bunları ilgili üreticinin web adresinden indirip <pebuilder>\drivers klasörü altına eklemelisiniz.
  • USB belleğinizi kullanabilmek istiyorsanız, HwPnP eklentisini kurmalısınız.
  • Windows XP CD'sinin İngilizce olması iyi olur. Aksi halde font problemleri yaşayabiliyorsunuz.
  • UBCD4Win, ağ kartımı doğru olarak tanıdı. IP ve DNS konfigürasyonundan sonra Internet'e bağlanabildim.

Daha iyi öğretim için Neler Yapılabilir -2

Çocukların neredeyse tamamı, okul çağına kadar aynı gelişme ve öğrenme başarısını sergilerler.Fakat bundan sonra öğrenme sürecinde farklılıklar belirir. Kimisi okulda çok başarılı olurken diğeri gerilerde kalır. Buradan okulla birlikte bazı yanlışlıkların da başladığını görebiliriz

Peki yanlışlık nerededir ?
Okula kadar olan dönemde, çocukların öğrenme süreci ihtiyaç ve merak üzerine kurulmuştur. Okul dönemine kadar her çocuk, ihtiyaç/merak duyduğu bilgiyi kolayca öğrenir.

Fakat okula başlayınca, çocukların önüne neden öğrenmeleri gerektiğini anlayamadıkları bir bilgi yığını sunulur. Ve çocuklardan bu bilgileri öğrenmeleri beklenir.
Aynı çocuk sevdiği ve ihtiyaç duyduğu bilgileri, mesela bir cep telefonuna ait özellikleri kolayca akılda tutabilirken, kimya dersinde metallere ait özellikleri aklında tutamaz.

Eğitimciler ve yazarlar olarak bize düşen görev, çocuğun ihtiyaç ve merak üzerine kurulu öğrenme seyrini koruyarak eğitim/öğretim yapmaktır.

Bu yüzden iyi kitap yazma/ders anlatma pratiklerinden birisi, anlatılacak konuya ait ilgi uyandırmaktır. Bunu yapmak için konu anlatılmaya başlanmadan önce şunlardan biri yapılmalıdır...



  • Provokatif Soru,
  • Alışılmadık analoji,
  • Vurucu örnek,
  • Kişisel anı,
  • Dramatik zıtlık,
  • Güçlü bir alıntı,
  • Yeni bir haberin nakli


Bir kaç örnek verirsek konuyu daha iyi anlayabiliriz..:
"California'da her hafta kaç kişi hapsihaneye yatırılmaktadır, tahmin edebilir misiniz? 50 ve daha az olduğunu düşünenler eline kaldırsın. 51'den 100'e kadar düşünenler kimler ? 101 'den 150'ye ? 150'den fazla ? (Biraz susukunluk ) Gerçekte 250 kişi hapishanenelere yerleştirilmektedir"

Sosyoloji Dersi...



" Amerikalılar için bir numaralı korku -ölüm korkusundan bile daha önde olarak- topluluk önünde konuşmadır."

Retorik dersi...

"Ekonomi dersi hocası,Kamyonlardan dökülen sütlerin yer aldığı bir resmi öğrencilerine gösterirken, sorar, Neden insanlar bunu yapıyor ?"

Ekonomi Dersi...
"İçindeki hava serbest bırakıldığında bu balona ne olduğunu izleyin."

Fizik Dersi...
"Saldırların üçte biri, intihar teşebbüslerinin üçte ikisi, intiharların yarısı, tecavüz olaylarının yarısında işleyen insanlar hangi uyuşturucu maddenin etkisi altındadırlar ?Kaçınız esrar olduğunu düşünüyor ? Marihuana ? Bunların hiç biri ? Doğru cevap alkoldür"

Sosyal Refah Dersi...

Analoji ve Metafor
Daha iyi öğretim için kullanılabilecek bir diğer teknik analoji ve metaforlardır.
Analoji, bilinmeyen birseyi, bilinen birseye kıyas ederek açıklamayı ifade eder. Genellikle, a için b ne ise, c için d odur şeklindedir.

Mesela;
  • "Bilgisayarın 1 ve 0'larla metin verisini ifade etmesi, telgrafın kısa ve uzun düdük sesleriyle bir metni göndermesine benzer."
  • "CPU'yu oluşturan mantık kapıları, beyni oluşturan nöronlar gibidir."

Metafor ise, bir şeyi diğer şeye benzetmektir. Mesela;
  • "CPU bilgisayarın beynidir "
  • "Ali problem denizinde yüzüyor" ifadesinde problemin çokluğu deniz metaforu ile ifade edilmiştir.
Analoji ve metaforlar kullanılarak az bilindik konular rahatça öğrencilere aktarılabilir.
Araştırmacılar, analoji ve metaforları çalışmaları sırasında da kullanmaktadırlar.
Mesela Yapay zeka konusunda ilk ciddi çalışma Alan Turing 'in "Bilgisayar makineleri ve zeka" adlı makalesidir. Alan Turing bu makalesinde "Makineler düşünebilir mi?" sorusuna cevap aramaktadır. Turing, makine ve düşünmek kelimelerini tanımlamak ve cevap aramak yerine, aynı soruyu ustaca bir analojiyle başka bir platforma taşıyarak orada çözmeyi yeğler. Taşıdığı platform taklit oyunudur. Bu analoji sayesinde makale umulmadık bir başarı elde etmiştir.

Daha iyi öğretim için Neler Yapılabilir

Öğrendiğimiz materyali iki gruba toparlayabiliriz.


  • Önümüze sunulduğu için öğrenmemiz gereken bilgiler
  • ihtiyacımız olduğu için öğrenmemiz gereken bilgiler...

Okul hayatımızda çoğu bilgi, önümüze sunulduğundan, öğrenme ve hatırlama çok düşük düzeydedir. Ama iş hayatında karşılaştığımız bir problemin çözümü olarak öğrendiğimiz bilgiler daha iyi öğrenilmiştir.

Kurs ve derslerde çoğu bilgi, öğrenci önüne sunulduğuna göre, acaba bu bilgilerin ihtiyaç haline getirilmesi nasıl olabilir ?

Materyali öğretmeye başlamadan önce, öğrenciyi motive eden/zorlayan/fayda sağlayan bir neden gösterin !

Bunun bir yolu senaryo biçmek olabilir. Mesela
Programlama dersi ;
"Bizim meşhur Gauss ile aynı sınıftasınız.. Öğretmeniniz 1'den 100'e kadar olan sayıların toplamını bulmanızı istedi. Sizin önünüzde bilgisayarınız ve Pascal (veya hangi dil öğretiliyorsa) bilginiz var.. Gauss'tan daha önce bu hesaplamayı yapabilir misiniz ?"
Yazılım Mühendisliği dersi:
"Bir yazılım geliştirme takımında bulunduğunuzu varsayalım. Sizden bir kuruma ait yazılımı, istenilen fonksiyonlara sahip, ayrılan bütçe dahilinde, kullanımı ve bakımı kolay bir şekilde yazmanızı istediler. Nereden başlardınız ? Projeyi tamamlamak için hangi yollardan geçmeniz gerekirdi ?"
Ağ dersi:
Bilgisayarınızdan www.cengaver.net sitesine tıkladığınızı varsayalım. Ağ üzerinde ilk çıkan paketin yerinde siz olsaydınız, hedef siteye nasıl varırdınız ?
Donanım Dersi:
Elinizde Macintosh için yazılmış bir uygulama var ve PC'nizde çalıştırmak istiyorsunuz. Nasıl yaparsınız ? Veya yapabilir misiniz ?

Bu yazının içeriğinin oluşturulmasında Bu siteden faydalanılmıştır.

Unutulan Windows parolasını kurtarma

Geçenlerde kurduğumuz Windows 2003 server işletim sistemli bilgisayara bugün giremedim.

Epey bir administrator kullanıcı parolasını/şifresini hatırlamak için gayret ettiysemde hatirlayamadım. Nihayet iş administrator parolasını kırmaya dayandı.

Bir arkadaş, 0phcrack isimli Linux tabanlı parola kırma aracını verdi. Söylediğine göre kendi unutulmuş parolasını 10dk içinde bu araç kırmış. Kendi PCimde denemeye karar verdim. 15dk çalışma sonunda PCimdeki parolayı kıramadı. ben de bu aracı geçmeye karar verdim.

Başka bir arkadaş ücretli bir yazılımı önerdi. Oturum açmak istediğim makine HP Proliant bir sunucuydu. Diskleri de özel bir SAS denetleyici ile RAID yapılmıştı. Yazılım bu sunucuya ait diskleri göremedi. Bu yüzden de makinenin windows bölümüne ulaşamadım.

En son olarak NT Offline password & Registry Editor aracını buldum. Araç Linux tabanlı ve ücretsiz! Siteden aracı indirdim. ISO kalıp dosyasını zip dosyadan çıkardım ve Nero ile kalıp dosya olarak CD'ye yazdırdım.

Sunucuyu CD'den açtım. Sunucunun RAID yapılmış diskini kolayca tanıdı. Otomatik olarak görmeme durumuna karşı, pek çok sürücüyü içeren Zip dosyalarını siteden indirebiliyoruz. Bu 2 dosyayı disket veya USB disk ile ihtiyaç olursa kullanabiliyoruz.

İlk kullanımda NTFS bölümü sadece okuma modunda açabildi. Bunun sebebi makinenin düzgün kapatılmamış olması. Bunu gidermek için windowsu tekrar açtım ve normal bir kapanış yaptım. Eğer shutdown düğmesi, logon penceresinde gelmiyorsa, güvenli modda açıp bu seçeneği seçerek düzgün kapatabiliriz.

İkinci denemede, NTFS bölümünü -30 saniye kadar sürmekle beraber- okuma/yazma modunda açtı!

Aracı kullanırken ekrana basılan iletileri takip etmek yeterli. Özetlersek, sırasıyla Windows'un kurulu olduğu bölümü, Parolaların tutulduğu dosyaların bulunduğu dizini, ve kullanıcı hesaplarını seçiyoruz.

Bundan sonrasında, tavsiye edilen iş, parolayı değiştirmek yerine sıfırlamak/boş yapmak!

En sonunda yapılan değişiklikleri kaydedip etmeyeceğinizi soruyor. Bu kısım varsayılan olarak N[o] gekiyor. Buraya y[es] deyip değişikliği kalıcı kılıyoruz.

 

 

Büyük farklıdır!

Büyük IT bölümleri nelerle uğraşıyolar acaba? Neler sorun olmakta ve nasıl çözmekteler..
Intel firmasının IT bölümü bize iyi bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca adamlar yaptıkları çalışmaları performans raporu şeklinde yıl sonlarında yayınlıyorlar.. Yazının en sonunda raporları bulabileceğiniz adresler var. Bazı gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım.
IT bölümü kendi misyonu olarak, "kurumun çalışma ve büyümesi için gerekli bilgi servislerini sunmak" şeklinde belirlemiş. Gerçekten de IT bölümünün misyon (varlık nedeni) ve vizyonu (varlık nedeni gerçekleştiğinde varılacak durumun hayali) olmalı!
Misyonunu gerçekleştirebilmek için, SLA (Service Level Agreement)lar belirlemişler. Mesela Son kullanıcı problem çözüm süresi, Hizmet sürekliliği, Cevap süresi gibi birçok konuda SLA belirlenmiş, ve bunların ne ölçüde karşılandığı tespit edilmiş. Bu tip bir çalışma için proaktif ağ servislerinin izlenmesi ve çağrı merkezi uygulamalarının kurumda yerleşmiş olması gerekir.
2004 yılında 3 stratejik hedef belirlenmiş:
  1. Operasyonel mükemmelliği yakala (SLA ların tespit edilmesi ve karşılanması, CMM ve ITIL gibi metodolojileri kullanmak)
  2. Kurumu daha karlı ve rekabetçi kılmak (Bunun için kurumun stratejik hedeflerine hizmet eder olmak ve maliyet kalemlerini azaltmak)
  3. Çalışan memnuniyetini sağlamak (Mesela çalışanlara eğitim sağlanmış ve bunun bir kısmı kurum içi gönüllü eğitmenler tarafından verilmiş)

2005 Yılı durumu:
154 Data Center (dünya üzerinde yayılmış)
85 bin sunucu (yıllık artış %15-25)
Multi PetaBytes depolama alanı (yıllık artış %40)
396 değişik sunucu konfigürasyonu (dolayısıyla yönetimi zor)
1 milyar dolar yıllık IT sistemleri çalıştırma maliyeti (Yıllık %31 artış)
Burada bahsedilen durumu gerçekleştirebilmek için, Öncelikle kurum kendi IT varlığını ve bunlarla ilgili  envanteri çıkarıyor olması lazım.
Bunun üzerine şirket 8 yıllık bir iyileştirme programını devreye koyuyor. İyileştirme programı 4 başlık altında toplanmış
Optimizasyon: Daha çok ağ grubunun trafiği verimli kılması yöntemleri kullanılmış. Mesela Caching ve sıkıştırma gibi teknikler.
Sanallaştırma: Aynı sunucu üzerinde 3-4 işletim sisteminin birlikte çalışması prensibi hayata geçirilmiş. Ayrıca uç birimlerin ihtiyaç duyduğu servisler bir havuza toplanmış. Uç birim yeni bir servis oluşturmak yerine bu havuza bağlanıp servisi kullanmaya başlamış. Intel'de sunucular, 4 yıl sonra emekli edilmekte.
Konsolidasyon: Data Center'ların sayısı azaltılarak, aynı data center üzerinden daha çok servisin verilmeye başlanması kararı.
Standartlaşma: 396 değişik server konfigurasyonu azaltılmaya çalışılmış. AYrıca uç birime sunulan servis seviyesi birden üçe (altın, gümüş, bronz seviyeler) çıkarılmış. Böylece destek maliyetleri azaltılmış.
Bu programla 1 milyar dolardan fazla tasarruf yapılacağı öngörülmüş!
2007 yılı durumu :
5500 IT çalışanı
117 Data Center
Çalışanların neredeyse %80i uç birimlerde dizüstü bilgisayar kullanıyor

Çevre Koruma
Intel, sera gazlarının salınımını azaltmak için, birkaç çalışma başlatmış:
  • Çalışanların bilgisayarlarının %80'i dizüstü bilgisayarlarına geçirilmiş
  • Climate Savers Computing Initative, Google ile birlikte başlatıldı ve daha yeşil bigisayar ortamı sağlamaya çalışıyor. Bu çalışma 2010 yılına kadar bilgisayarların çalışması yüzünden salınan 108 milyon ton CO2 gazını, 54 milyon tona düşürmeyi amaçlıyor. Bu düşüş, 11 milyon arabanın trafikten çekilmesiyle eş anlamlı!
  • Eski ve enerji tüketimi çok olan CRT yerine LCD monitör kullanımına geçilmiş.
  • Energy Star* Million Monitor Drive çalışması kapsamında Monitörler için güç yönetimi programı uygulanmaya başlanmış. Yani monitörün belli bir süre kullanılmadığı zaman enerji tasarruflu moda geçmesi.
  • Sunucular için daha verimli güç besleme üniteleri
  • Blade sunuculara geçiş ile enerji tasarrufu
  •  
 Kaynak: http://ipip.intel.com/go/468/transforming-intel-it/
                http://www.intel.com/it/apr.htm

Linux Paket Yönetimi

Eğer linux üzerinde bir rpm paketi kurmaya kalkarsanız, karşılaşacağınız ciddi sorunlardan birisi, paketin bağımlı olduğu diğer kütüphane ve paketlerin de kurulmasıdır. Eğer onlar da başka paketlere ihtiyaç duyuyorlarsa, bağımlılık cehennemine (dependency hell) hoş geldiniz.

Teknik olarak bu sorunun sebebi, linux uygulamalarının kullandığı kodların tümünü içermek (static linking) yerine, dışarıdaki bazı kütüphanelere referanslar içermesidir (dynamic linking). Böylece uygulamaların fazlaca bellek kullanılmasının önüne geçiliyor. Çünkü referans edilen kod arçaları ortak olarak kullanılıyor.  Fakat bu referans edilen kütüphaneleri bulup kurmak zahmeti de kullanıcılara kalmaktaydı.

yum, rpm üzerine paket bağımlılıklarını çözme kabiliyetleri ekleyen yeni nesil kurulum aracıdır. Yani arka tarafında rpm uygulamasını kullanır. Uygulamalar genellikle web üzerinde depo (repository) denilen alanlarda bulunurlar. yum içerisinde zaten birkaç depo tanımı (/etc/yum.repos.d altında) gelecektir. isterseniz yenilerini de ekleyebilirsiniz.

Mesela sar (system activity reporter) aracını yüklemek istediğinizi varsayalım.

yum search sar

komutu ile tanımlı repository'lerde bu aracı aratabilirsiniz. Çıktı olarak sysstat paketini göreceksiniz. Çünkü sar uygulaması bu paket içerisinde geliyor. Bu aracı bağımlı olduğu tüm paketlerle birlikte yüklemek için

yum install sysstat

komutunu vermeliyiz.

yum için grafik arayüzler (pup ve pirut gibi) de mevcut. Ayrıca yum benzeri pek çok araç da  mevcut. Mesela SuSe YaST2 içerisinden de benzeri şeyleri yapmak mümkün.

 

En hızlı CPU CISC mi, RISC mi?

 

Merhaba
 
Bilgisayar uzmanlığı kitabında CISC ve RISC tipi işlemilerin nasıl doğduğunu ve  farklarını incelemiştik. RISC ailesi işlemciler CISC işlemcilerden daha yeniydi ve birtakım tasarım iyileştirmeleri içeriyordu. Fakat ilerleyen yıllarda Intel, RISC işlemcilere ait birçok özelliği kendi CISC tabanlı işlemcilerine kattı. Bu yüzden yeni dönemi "post RISC" olarak tanımlayanlar oldu. Buna rağmen bu 2 sınıf işlemci arasında güç savaşları devam etti. Şimdiye kadar RISC tabanlı işlemciler performans bayrağını önde tutmayı başardılar.. Evet şimdiye kadar...
 
 Bugun Intel 5500 serisi nehalem kod adlı cpuları inceledim..

RISC:
en guclu cpu: IBM Power 6+ @5GHz 4MB L2 (per core), 32 MB L3 var uzerinde
http://www.spec.org/cpu2006/results/res2009q2/cpu2006-20090427-07259.html

Buna gore
Specint_base_rate2006=215 @ 8 core. Yani core basına deger : 26.8

CISC:

en guclu cpu: Intel X5570 @2.9GHz 256KB L2 (per core), 8 MB L3 var uzerinde
http://www.spec.org/cpu2006/results/res2009q2/cpu2006-20090330-06857.html

Buna gore
Specint_base_rate2006=234 @ 8 core. Yani core basına deger : 29.2

Yukarıdaki her 2 makine de IBM server..

Nehalem cidden cok iyi… En iyi...
 

 

Windows platformu üzerinde Oracle veritabanı

Oracle firması dünyanın Microsoft'tan sonra 2. büyük yazılım devi. Microsoft'un ana ürünü işletim sistemi iken, Oracle firmasının ana ürünü veritabanıdır.

Oracle RDBMS, iki ana bileşenden oluşur:

  1. Database(Veritabanı): Diskte durur. Verileri özel bir yapıda dosyalarda barındırır.
  2. Instance: Bellekte bulunan çalışma alanı (SGA) ve pek çok işlemden oluşur. Kullanıcı isteklerine göre veritabanına erişimde bulunur.

 

Oracle DB'i, genellikle Unix/Linux üzerinde kullandım. En son ücretsiz (ve bazı kısıtlamaları olan) XE sürümünü Windows üzerinde de kullanmaya başladık. Bu yüzden Windows platfotmu üzerinde Oracle ile ilgili bazı değişiklikleri not etmek istedim..:

Thread/iş parçacığı Modeli: Unix ortamında oracle'a ait pek çok şey(PMON, LGWR ve kullanıcı işlemleri gibi), ayrı birer process/işlem olarak çalışır. Fakat windows ortamında tüm oracle işlemleri tek bir işlem altında (oracle.exe) thread olarak toplanmış! Bu yüzden görev yöneticisinden çok sayıda oracle işlemi görmek yerine, sadece 1 adet oracle.exe işlemini görüyoruz.

Servisler: Oracle Instance'i başlatabilmek için, Windows ortamında OracleService{SID} (mesela OracleServiceXE) servisi çalışmak zorunda. Çünkü bir işlem servis olmazsa bir kullanıcıya ait olması gerekiyor. Kullanıcı logoff olursa, ona ait tüm işlemler de kapatılacağı için bu pek elverişli bir çalışma şekli olmayacaktır! Bu servisin başlamış olması oracle Instance'ın da başlamış olmasını gerektirmez. Eğer istenirse, Bu ayar Registry üzerinden (ORACLE_{SID}_AUTOSTART anahtarı TRUE olmalı) yapılabiliyor. NŞA, yine sqlplus ile bağlanıp startup dememiz gerekiyor.

Listener için de ayrı bir Oracle{SID}TNSListener (mesela OracleXETNSListener) servis çalışmalıdır. Sanırım bu servisin çalışması, listener da çalışıyor anlamına geliyor!
Komut satırından lsnrctl hizmet programı burada da kullanılabilir durumda.

instance/database servisleri için oradim (Oracle database Instance manager) hizmet aracı kullanılabilir.

Biraz da NLS_LANG parametresinden bahsedelim. Oracle veritabanını kurduğumuzda veritabanı için bir karakter seti belirtiyoruz. Veriler bu karakter setine göre saklanacağı için, mutlaka bir Türkçe karakter seti seçmeliyiz. Bunlar ISO8859P9 veya WIN1254 olmalı. Veya Her dili destekleyen Unicode (UTF8 gibi) seçilmeli!

Veritabanına uzaktan bağlanan uçbirimin hangi karakter setini kullandığı önemlidir. Çünkü eğer karakter setleri farklı ise, Oracle karşılıklı dönüşümleri yapar. Uç birimin hangi karakter setini kullandığı, (yine uç birimin kendi makinesinde ayarlı) NLS_LANG içinde belirtilir. Aslında NLS_LANG içinde bundan daha fazlası tanımlanabilir.

NLS_LANG = language_territory.charset

language : bu kısımda Oracle hata mesajları ve gün/ay dönüşümleri için hangi dilin kullanılacağı belirtlir. Eğer TURKISH ise Türkçe mesajlar ve gün/ay isimleri, AMERICAN ise ingilizce hata mesajları ve gün/ay isimleri görüntülenir.
territory: Bölge ayarı. Mesela para birimlerinde hangi karakterin bin ve ondalık kısmı göstreceği bilgisi gibi şeyler.
charset: İşte bu da uç birimin kullandığı karakter seti.

NLS_LANG Windows platformunda registry içinde tanımlanmıştır. Eğer DOS tabanlı sql*Plus aracı kullanacaksak DOS içerisinde çevre değişkeni olarak atanmalı

C:\> set NLS_LANG=turkish_turkey.TR8PC857

 

Şimdilik bu kadar..

 

Veriambarı ve OLAP Nedir?

Günümüzde bir kurumun operasyonel seviyedeki hizmetlerini sunabilmesi için bilgi sistemleri vazgeçilmez olarak kabul edilmektedir.
Neden? Çünkü bilgi işlem hizmetleri aksadığında kurum çalışamaz hale gelir..!

Peki yöneticilerin karar verme sürecinde bilgi sistemlerinin rolu nedir?
Tahmin edilenden çok daha fazla. Bu konu yavaş yavaş kabul görmekte. Bu kabulu hızlandırmak için Veriambarı ve OLAP kavramlarını incelemeliyiz..

Kurum yöneticilerinin karar faaliyetlerinde doğru ve zamanında bilgi önemlidir. Bu bilgi gerçekte kurumun işleyişi sırasında toplanan verilerde mevcuttur. Karar destek sistemleri, kurum içi ve dışı verilerin, karar verme sürecinde kullanılabilecek bilgiye dönüştürülmesiyle ilgilenir.

Bir kuruma ait veri değişik kaynaklarda bulunabilir. Bunların kolay ulaşım için tek bir havuzda toplanması istenir. Ayrıca kurumun operasyonel işlemlerini gerçekleştirdiği OLTP (OnLine Transaction Processing) sistemler (veritabanları) bilgi toplama üzerine (kayıt ekleme, çıkarma, silme ki bunlar hareket/Transaction olarak bilinir) uzmanlaşmıştır. OLTP sistemlerin karar destek faaliyetlerinde kullanılması performans açısından tavsiye edilmez. OLTP sistemlerden, karar destek faaliyetlerinde kullanılacak verilerin, (denormalizasyon gibi) performans kazandırıcı değişimlerden sonra, bu tek havuza toplanması gerekir. Ek olarak, OLTP sistemlerde, verilerin geçmiş halleri tutulmayabilir. Aslında karar verme açısından verideki değişim, yani verinin tarihsel değişimi de önemlidir. Bunların da bu tek havuzda tutulması gerekecektir. İşte bu gibi nedenlerle oluşturulan bu havuza veri ambarı (data warehouse) diyoruz. Verilerin ilgili kaynaklardan çekilip veri ambarına aktarılması ETL (Extract Transform Load) olarak bilinir. Bu iş için Microsoft DTS (Data Transformation Services) aracı kullanılabilir.

Veri ambarındaki verilerin karar destek faaliyetlerinde kullanılması aşağıdaki şekillerde olabilir.
  • Sorgulama ve raporlama
  • OLAP
  • Veri madenciliği

Bu listede ilginç olanlar OLAP ve veri madenciliğidir.

Veri madenciliği (Data Mining), istatistiksel bazı yöntemlerin yardımıyla veri içinde gizli olan desenlerin ortaya çıkarılması ve bu desenlerin geleceği tahmin etmekte kullanılmasıdır. Hemen bir örnek verelim.. ASKİ'de çalışıyoruz. Şimdiye kadar tespit edilen kaçak su kullanan aboneleri veri madenciliği uygulamasına veriririz. Uygulama bu abone grubundaki gizli bağıntıları/desenleri bulur. Mesela su tüketim eğilimleri, borçlarını geciktirme süreleri vs.. Bundan sonra elimizdeki 1 milyon aboneye bu deseni uygularız ve muhtemel kaçaksu abonelerini buluruz...

OLAP (OnLine Analytical Processing) için üzerinde görüş birliğine varılan ortak özellik çok boyutlu veri analizidir (MultiDimensional analyzing). Çok boyutlu veri analizinde, veri değişik boyutlardan incelenir. Veri ve boyutları birlikte, küp olarak adlandırılır. Mesela satış verisinin, zaman, ürün ve bölge boyutlarından bakılarak değişimleri incelenebilir. Bu boyutlarda istenilen ayrıntı ve özet seviyesine çıkılabilir. Böylece değişimin sebebi daha iyi anlaşılabilir. Burada bir resim, çizim sağlayamıyorum. Ama biraz hayalgücüye bu sorunu aşabiliriz...
Bir OLAP küpü üzerinde şu işlemler yapılabilir:
  • Dice(Çevir) Satış verisinin bölge-zaman yüzünü incelerken, ürün-zaman yüzüne geçebiliriz.
  • Slice(Dilimle): Bütün aralığı değil de belirli bir aralığı seçebiliriz. Mesela son 1 yıla ait dilim..
  • Drill Down: Ayrıntı seviyesinde alta in. Mesela yıl bazından ay bazına geç.
  • Drill Up: Ayrıntı seviyesinde yukarı çık. Mesela şehir bazından bölge bazına çık.

Buradan OLAP küplerinin sadece 3 boyutlu olabileceğini çıkarmamalıyız. Daha az veya çok boyut da olabilir.

OLAP küpleri, tutuldukları yerlere göre farklı isimler alırlar. Eğer küpler çok boyutlu veritabanında tutuluyorsa MOLAP (Multidimensional OLAP), web üzerinden erişiliyorsa WOLAP (Web OLAP), uç birimde tutuluyorsa DOLAP (Desktop OLAP), ilişkisel veritabanında tutuluyorsa ROLAP (Relational OLAP) adını alır.

Biraz da OLAP küp tasarımından bahsedelim. Bildiğimiz gibi OLTP veri tabanı için tasarımı için entity-relationship modeli kullanılır. OLAP tasarımı içinse multidimensional modelleme kullanılır. Eğer depolama ortamı olarak ilişkisel veritabanı kullanıyorsak, genellikle star schema şeklinde (veya daha az kullanılan snowflake schema) olur. Tıpkı bir yıldız (star) gibi, ortada fact tablosunda değerler tutulur ve etrafında değişik seviyeleriyle boyut (dimension) tabloları bulunur.

Kaynaklar:
OLAP Report

Veri Merkezi Teknolojileri

Sistem yöneticiliğine yeni adım atanlar için zor cevaplardan birisi nereden başlamalıyım sorusudur. Bu soruya cevap olabilecek ve her yeni sistem yöneticisinin faydalı bulacağı temel bir kitap elime geçti. Okuduğum yerlerin bir özetini burada sizlerle paylaşmaya çalışacağım.
Kitabın adı Administering Data Centers. Yazarı Kailash Jayaswal. Kitabı büyük oranda books.google.com üzerinden okuyabilirsiniz.
Artık özete başlayabiliriz...
Chapter 1: No Time For Downtime
Bir kurumda neden bilgisayarlar önemli.. durmaması için bu kadar çalışma neden ? Bunun sebepleri temel olarak aşağıda:
  • Kurumların iş süreçleri, eskiden kağıt, kalem ve insan gücüyle yapılırken, artık bilgisayar ortamında yapılmakta. Bilgisayar sistemi durduğunda kurum da durmakta
  • Pek çok işlem Web üzerinden yapılabilir hale geldi. Gece gündüz hizmetlerinizi vermeniz gerekiyor.
  • Globalleşme nedeniyle, sadece yurtiçi değil, dünyaya hizmet veriliyor. Bu yüzden 7/24 ulaşılabilir olmak zorundayız
Bu yüzden veri merkezlerinin kullanılabilir olması çok önemli! Kullanılabilirliği ölçmek için kullanılan yöntemlerden biri 9 yöntemi. Kullanılabilirliğin (Availability) zıddı kesinti (downtime) olarak biliniyor.
  • %99.99 kullanılabilir = 52.5 dakika kesinti / yıl
  • %99.9 kullanılabilir =  525 dakika kesinti / yıl
Kesinti sebeplerinde değişik yüzdeler veriliyor. şunları aklımızda bulundurabiliriz.
  • insan hataları donanım arızalarından daha fazla kesinti sebebi
  • yazılım sorunları insan hatalarından daha fazla kesinti sebebi
Chapter 2: The High Availability Continuum
Kesinti sebebi olarak baktığımızda, donanım hataları en az olanı.. Fakat teknoloji yoluyla en kolay çözülebilir olanı da bu.
Bir şeyi denetlemeye başlamadan once onu ölçebiliyor olmalıyız. Servis sürekliliği konusunda Önce kavramlara bakalım..
bir bileşenin hata yapmadan çalışması reliability/güvenilirlik olarak biliniyor. Benzer bir kavram MTBF (Mean Time between Failures), yani hatalar arası geöçen süre.. Bir sabit disk için MTBF 1.6 milyon saat olabilmekte. Bunun yolu parçayı olabildiğince sağlam yapmak. Bir sorun çıktığında tam veya kısmi olarka çalışmaya devam edebilme özelliği resiliency/dayanıklılık olarak biliniyor. Diskleri RAID gibi teknolojilerle bir araya getirip, disk çökse bile veri ve hizmet kaybı olmadan çalışmaya devam edebiliyoruz. servisi vermeye devam ediyorsak bu kullanılabilirlik/availability olarak biliniyor. Bunun için parça bazında redundant/fazla parça tutabiliriz. Mesela 2 adet güç kaynağı kullanılır sunucularda. Sunucu bazında clsuter/küme sistem kullanabiliriz. Bir sunucu arızalanda bile çok az veya hiç kesinti olmadan servis çalışmaya devam edebilir. Serviceability/Servis edilebilirlik ise sorun durumunda sorunun giderilebilmesini amaçlıyor. Mesela Hot swap disk ve güç kaynağı gibi teknolojilerle, sorunlu parça sistem çalışırken değiştirilebiliyor. Fekaket kurtarma/disaster recovery ise deprem vb gibi durumlarda, tüm bilgi işlem merkezi çöktüğünde, servislerin başka bir yerleşkeden ayağa kaldırılmasını ifade ediyor.
Availability=Uptime / (Uptime + Downtime)
Bir sistem tasarlarken servis sürekliliği konusunda, yapmamız gereken tasarımlar şöyle: (Artan süreklilik ihtiyacına göre)
  1. Diskleri RAID yapıda kurmalıyız
  2. Sunucu bileşenlerinin olabildiğince redundant olmasını sağlamalıyız. Güç kaynakları, fanlar, ağ kartları en az çiftli seçilmeli.
  3. Sunucular arasında cluster/küme yapı kurmalıyız. Burada birçok cluster yazılımı var. Veritas cluster server pek çok platformda çalışıyor, ama daha çok solaris üzerinde görülebilir. Microsoft Cluster Server (MSCS) windows ortamlarında kullanılır. IBM HACMP AIX ortamında kullanılmaktadır. HP Serviceguard ise HP-UX ortamlarında..
  4. felaket kurtarma merkezi hazırlamalıyız

Chapter 3: Data Center Requirements
Bir veri merkezi temelde şu gereksinimleri sağlamalıdır:
  • Sunucu, ağ ve depolama üniteleri için güvenli bir fiziksel ortam. Alan güç ve iklimlendirme ünitelerini de alacak kadar büyük olmalı. Deprem vb felaket bölgelerinden uzak seçilmeli.
  • 7x24 ağ bağlantısı
  • Elektrik : Kesntilere karşı akü beslemeli UPS ve devamında jeneratör koruması olmalı. UPS sadece birkaç saat veri merkezini besleyebilir. Devamında jeneratör devereye girmelidir. UPS gücü KVA (Kilo Volt Ampere) olarak güç tüketen bileşenlerden hesalanmalıdır.
  • iklimlendirme (soğutma ve nemlendirme). HVAC (Humidity, Ventilation Air Conditioning) olarak da bilinir. BTU biriminde bir iklimlendirme gücü belirlenmelidir, yine veri merkezinde ısı yayan bileşnlerin BTU ları esas alınarak.

Chapter 4: Data Center Design
Bu bölümde veri merkezine ait yapısal birimler inceleniyor.
Çoğu veri merlezinde sunucular yükseltilmiş zemin üzerine yayılan karoların üzerinde durur. Karoların altı güç ve veri kabloları için kanallar içerir. Ayrıca soğutma sisteminin hava dolaşımı bu boşluk içinden yayılır. Perfore edilmiş (ızgara boşlukları olan) karolardan soğuk hava, sunucuların olduğu üst bölüme çıkar. Karoların üzerinde sunucular yüz yüze ve sırt sırta dizilmiş olurlar. Yüz yüze duran sunucular arası koridordan 2 sıra karo bulunur.  Sırtların baktığı koridorda ise 1. Perfore karolar yüz yüze bakan koridor boyunca köşegen şeklinde yayılır. Yani birinci sırada  perfore karo, normal karo şeklinde giderken.. ikinci sırada normal karo, perfore karo şeklinde gider. Sunucular soğuk havayı ön kısımdan çekerler ve fanları aracılığıyla arka kısma (koridora) iterler. Bu koridorların üstünde hava emen bileşenlerle sıcak hava uzaklaştırılır.

Chapter 5: Network Infrastructure in Data Center

devam edecek...

MySQL Hızlı Giriş


Aslında oracle DBA'yim. Fakat çalıştığım kurum için bir sorun izleme "issue Tracking" aracı araştırıken, MySQL firması tarafından yazılan Eventum'u keşfettim. Eventum PHP tabanlı yazılım sorunları izleme aracıdır.



Eventum, doğal olarak MySQL veritabanı kullanıyor. Bu yüzden MySql'e hızlı bir giriş yapmam gerekti. Bu sırada öğrendiklerimi sizinle de paylaşmak istedim.



Öncelikle Apache+PHP+MySql paketini tek seferde zahmetsizce kurabilmek için AppServ yazılımını indirdim ve kurdum. AppServ'i, bu üç pakete ihtiyacı olan herkese tavsiye ediyorum.



Artık MySQL'e gelebiliriz.



MySQL, GPL tabanlı bir veritabanı yönetim sistemidir. MySQL AB firması tarafından üretilmektedir. Bu firma, MySql'in GPL tabanlı (ücretsiz) ve ticari sürümlerini (ücretli) sunmaktadır. GPL bir yazılım üzerinden geliştirdiğimiz herşey de GPL olmaktadır. Bunu istemeyen kurumlar ticari sürümü kullanmayı tercih etmelidirler. Ticari sürümle birlikte destek de almış olurlar.


MySQL windows üzerinde servis olarak kurulmakta. Çalışan uygulamanın ismi mysqld-nt. Dinlediği port 3306. Veritabanı ile çalışabilmek için birkaç araç da gelmekte


  • Mysql: Oracle'in sqlplus benzeri bir araçtır. Veritabanına bağlanıp SQL cümleleri çalıştırabiliriz.
  • mysqldump:mysql DB'in yedeğini almakta kullanılır.
  • mysqlimport: mysql DB'in içine dışarıdaki bir metin dosyadan veri almak için kullanılır.
  • mysqladmin: admin işlemleri yapmak için kullanılır.
  • MySql administrator: Grafik tabanlı kullanım içindir ve ayrıca indiemniz gerekiyor ..


MySql aracının kullanımı ve MySQL'e bağlanmak.




C:\>mysql


mysql: Character set 'latin5' is not a compiled character set and is not specified in the 'C:\mysql\\share\charsets\Index.xml' file




gördüğümüz gibi ilk bağlantı başarısız. MySQL'i kurarken latin5 (ISO 8859P9) karakter seti ile kurdum. Hata mesajında yer alan dizin C:\mysql\\share\charsets\Index.xml' yanlış. Sanırım elle konfigürasyon gekiyor. MySQL, konfigürasyon dosyası my.ini'dir. Burada birkaç bölüm mevcut.


  • [client] : Bu kısımda tüm istemci yazılımların kullanacağı ayarlar var.
  • [mysql]: Bu kısımda sadece mysql aracının kullanacağı ayarlar var.
  • [mysqld]: Sadece mysqld DB sunucu servisinin kullanacağı ayarlar var.


Yapmamız gereken, doğru konfigürasyon Index.xml dosyası için yolu istemci grubunda belirtmek.




[client]


character-sets-dir="C:\AppServ/MySQL/share/charsets/"




(Umarım bölü ve ters bölü işaretlerine dikkat edersiniz..)


Şimdi de servisi tekrar kapatıp açalım (Bilgisayarım > Yönet > Servisler > MySQL)




C:\>mysql


ERROR 1045 (28000): Access denied for user 'ODBC'@'localhost' (using password: NO)




Yine olmadı. mysql komutu yanına kullanıcı adı, parola ve host (mysql servisinin çalıştığı makine) bilgilerini de vermemiz gerekiyor.


MySQL 2 tip parametre kabul ediyor: Uzun ve kısa parametreler. Uzun parametreler -- ile belirlenirken, kısa parametreler - ile belirtiliyor. Üç önemli parametre var. --host (veya -h), --user (veya -u) ve --password (veya -p)


  • --user=root veya -u root
  • --host=172.16.0.95 veya -h 172.16.0.95
  • --passwordSifre veya -pSifre (Burada Sifre parametreye bitişik yazılmalı/boşluk olmamalı. Eğer Sifre yazılmazsa MySQL soracaktır)




C:\>mysql --user=root --password


Enter password: ******


Welcome to the MySQL monitor. Commands end with ; or \g.


Your MySQL connection id is 2 to server version: 5.0.27-community-nt-log





Type 'help;' or '\h' for help. Type '\c' to clear the buffer.





mysql>




Sanırım bağlanmayı başardık. --host parametresini kullanmadım. Çünkü zaten mysql benim makinede (localhost) kurulu.


Bu arada MySQL içerisinde en yetkili kullanıcı root kullanıcısıdır. (Oracle sys kullanıcısı gibi..)


MySQL içerisinde farklı DB'ler oluşturulabilir. Mesela muhasebe ve personel için farklı veritabanları tutmak istersiniz. MySql'de veritabanı, Oracle'daki şemaya karşılık geliyor. Şimdide mevcut DB'leri görelim.


mysql> show databases;

+--------------------+

| Database           |

+--------------------+

| information_schema |

| eventum            |

| mysql              |

| phpmyadmin         |

| test               |

+--------------------+

5 rows in set (0.08 sec)


DB'ler MySQL\data dizini altında klasörler olarak bulunmakta. Her tablo ve index de bu klasörler altında dosya olarak tutulmakta. Dosya uzantıları ve anlamları şöyle:


  • *.frm: Veri sözlüğü (data dictionary) yapıları. Tablo hakkında bilgiler tutarlar.
  • *.MYD: tablo verileri
  • *.MYI: index bilgisi




Bir veritabanı altına geçmek için use komutunu kullanıyoruz.

mysql> use eventum; 

Database changed 

mysql> show tables;

+-----------------------------------+

| Tables_in_eventum                 |

+-----------------------------------+

| eventum_columns_to_display        |

| eventum_custom_field              |

| eventum_custom_field_option       |

| eventum_custom_filter             |

| eventum_customer_account_manager  |

| eventum_customer_note             |

| eventum_email_account             |

| eventum_email_draft               |

...



Veritabanı içindeki tabloları görmek için show tables komutunu kullanırız. İstersek tablo adı önüne DB simini koyarak da DB belirtebiliriz. Böylece use komutunu kullanmadan bir DB altındaki tabloya erişebiliriz.


mysql> select * from EVENTUM.eventum_custom_filter;


status komutu ile birçok veriyi görüntüleyebiliriz..



mysql> status

--------------

mysql  Ver 14.12 Distrib 5.0.27, for Win32 (ia32)



Connection id:          3

Current database:       mysql

Current user:           root@localhost

SSL:                    Not in use

Using delimiter:        ;

Server version:         5.0.27-community-nt-log

Protocol version:       10

Connection:             localhost via TCP/IP

Server characterset:    latin5

Db     characterset:    latin5

Client characterset:    latin5

Conn.  characterset:    latin5

TCP port:               3306

Uptime:                 18 min 57 sec



Threads: 1  Questions: 17  Slow queries: 0  Opens: 16  

Flush tables: 1  Open tables: 10  Queries per second avg: 0.015

--------------




Yedekleme ve Kurtarma


mysqldump ile DB yedeği, sql dosya olarak alınabilir. Bu dosyayı Source komutu ile çalıştırarak geri kurtarma yapabiliriz.

C:\>mysqldump --user=root --password phpmyadmin> phpmyadmin.sql

Enter password: ******




Bu noktada phpmyadmin DB'inin yedeğini phpmyadmin.sql dosyasına almış olduk.

Şimdi de bir felaket oluşturalım..

mysql> drop database phpmyadmin;
Query OK, 7 rows affected (0.01 sec)

mysql> show databases;

+--------------------+

| Database           |

+--------------------+

| information_schema |

| eventum            |

| mysql              |

| test               |

+--------------------+

4 rows in set (0.00 sec)




Şimdi de kurtarma yapamalım...



mysql> create database phpmyadmin;
mysql> use phpmyadmin;
mysql> source phpmyadmin.sql;


MySQL root parolasını kurtarmak..


Eğer root parolasını unutmuşsak şu şekilde kurtarabiliriz.

  1. MySql servisini durdur
  2. net stop mysql 
  3. mysql-init.txt dosyasını aşağıdaki satırı içerecek şekilde oluştur.
  4. SET PASSWORD FOR 'root'@'localhost' = PASSWORD('YeniParola')
    
  5. komut satırı aç ve şu şekilde mysqld-nt'yi çalıştır.
  6. Başlat > Run > cmd
    C:\> mysqld-nt --init-file=C:\mysql-init.txt
    


Gözlemlerim...


  • MySQL'in veritabanlarını dizin, tabloları dosya olarak tutması oldukça garip geldi. Bu dosyaları notepad ile açıp verileri rahatlıkla görebildim! Oracle'da ise şema ve nesneleri dbf uzantılı dosyalarda tutuluyor. Ve içerisindeki verilerde metin düzenleyici le görülemiyor
  • MySql'de storage engine'ler (MyISAM, innoDB..) var. MyISAm, select ağırlıklı işlemler için oldukça hızlı ve varsayılan olarak geliyor. Fakat Transaction mekanizmalarını içermiyor ! yani bu storage Engine'i kullanan tablolar üzerinde update yaparken işlem kesilirse, rollback (değişikliklerin geri alınması) olmuyor. Transaction mekanizması isteniyorsa, daha yavaş olan innoDB kullanılmalı!

Sistem Yöneticisinin Bir Günü

Çalıştığım kurumda sistem yöneticiliği yapıyorum. Acaba sistem yöneticisinin bir günü nasıl geçiyor? Elbette sorumlu olunan işletim sistemi ve kurumsal yazılımlar ve bunlarla ilgili çalışmaların çeşitliliği kadar çok şeyle insan karşılaşabilir. İşte ben de 17/01/2006 tarihinde çalışma günümde yaptığım işleri merak edenler için bir tarafa yazdım.

Çalıştığım kurumda benim sorumluluğumda,

  • 4 unix makine
  • Bunlar üzerinde çalışan oracle uygulama ve veritabanı yazılımları
  • Karar destek yazılımı (Hyperion Performance Suite)
  • Windows sunucu makineler
  • Bunlar üzerinde çalışan Dokuman Yönetim sistemi yazılımı ve Microsoft'un Web sunucu yazılımı olan IIS
  • Windows Küme (cluster) yapısı
  • Ortak disk ünitesi
  • Teyp kütüphane cihazı ve yedekleme yazılımı

gibi yazılım ve donanım bileşenleri var.

08:20 (10dk) Sunulan servislerin çalışıp çalışmadığı ve makinelerin logları incelendi.
Servisleri tamamı web tabanlı olduğu için, ilgili web sitesine bağlanmak servisleri denetlemek için yeterli oluyor.

Unix üzerinde genellikle 2 tip loglama vardır. Metin(text) temelli ve ikili(binary) temelli loglar. Metin temelli log dosyaları metin düzenleme komutlarıyla (mesela vi ve cat komutları) okunabilirken, ikili olanlar özel komutları aracılığıyla okunurlar. Bu özel komutlar, her unix sisteminde değişiklik gösterir.

Unix sistem yöneticileri birçok işlerini betikler aracılığıyla yaparlar. Böylece yönetim işi otomatikleşir/kolaylaşır. Unix'in betik dilinin güçlü olması, sistem yöneticiliğ için önemli bir avantaj sağlar. Ben de log dosyalarında bulunan önemli bilgileri ekrana getiren bir betik yazdım. Betik şu bilgileri getiriyor:


  • ikili log dosyasının son mesajları
  • Metin log dosyasının son 10 satırı
  • Genel loglama dosyalarından biri olan messages dosyasının içeriğinin son kısmı
  • Disk bölümlerinin doluluk oranları
  • O sıradaki CPU sistem yükü
  • telnet oturumu açan kullanıcılar kimler ve nereden/ne zaman bağlanmışlar (güvenlik için)
  • Oracle log dosyası (alert file) son 30 satır ve son 5000 satır içinde ORA ile başlayan (hata mesajları) satırlar


Unix Sistemler üzerinde zamanlanmış bir çok iş çalışır. Bu işler cron daemon tarafından çalıştırılırlar. Bunların sonuçları e-posta ile geri bildirilir. Bu sonuçlar her sabah incelenir. Loglardan sonra bu e-postaları incelerim. Zamanlanmış görevlerde sorun olmuş mu diye ..


Bizim için, zamanlanmış görevler şu işleri yaparlar.

  • Yedekleme: Yedekleme sırasında Oracle veritabanının kapatılıp tekrar açılması gerekir.
    Böylece dosya bazında alınan yedeğin tutarlı olması sağlanmış olur.
  • Saat senkronizasyonu: Sunucu saatleri senkronize edilir.(ntp ile..)
  • Oracle kullanıcısına ait bazı toplu iş betikleri
  • Oracle'a ait bazı yedekler.(Kullanıcı bazında export)
08:40 (10dk) CA ArcServe Yedekleme yazılımı ile zamanlanmış yedekler gozden gecirildi.

Burada yedegi alinamayan bir makine gozlendi ve durum makineden sorumlu kisiye eposta ile bildirildi. Cunku hata baglanti kurulamamasiydi. Yani ag veya makine ulasilabilirligi konusunda problem var!

08:50 (20dk): Sistem odasinda uzaktan destek için modem bağlantısının kurulumu tamamlandı.

Kurumsal sistemlerde hizmet sürekliliği çok önemlidir. Bu yüzden makineleri satın aldığımız firma uzaktan destek verilebilmesi için modem bağlantısını önermişti. Biz de problem durumunda hızlı sorun giderme için bu bağlantıyı ancak bu gün bitirebildik.

Bu arada sistem odasında çalışırken ilginç bir şey de gozlemledik. Sunucuların yerleştirildiği sistem odasında, rack kabinetler vardır. Sunucular bu kabinetler içerisine monte edilmişlerdir. Bu sunucular oldukça incedir ve çekmece rafları gibi kabinet içerisine yerleştirilirler. Dün gece, modem için belirlenen telefon numarasini arkadaş, 1U (5-10cm) kalınlığındaki makinenin önüne koymuştu. Halbuki makine soğutmasını, ön kısımdan havayı çekip arka kısma göndererek sağlıyordu. Kağıt bu kısmı tamamen kapattığı için, makine soğutma işini yapamamış ve otomatik olarak yarı-kapanmış. Yani işletim sistemi çalışmıyor. Biz makinenin çıkardığı garip sesten şüphelendik. Kağıdı çekip restart yapınca makine düzeldi. Yukarıda yedeği alınamayan makine de buydu!


09:10: (20dk) Dokuman Yönetim Sistemine (DYS) taranmış dosya eklenemiyor problemiyle gelindi


DYS'nin donanım altyapısı, dosya ve uygulama sunucularından oluşuyor. Uygulama sunucu web tabanlı arayüz sağlıyor. Burada IIS çalışmakta. Dosya sunucu ise üzerinde taranmış dosyaları (TIFF uzantılı) saklıyor. DYS, Windows küme yazılımı kurulu 2 makinede çalışıyor. Dosya ve Uygulama sunucu servisleri küme yazılımı sayesinde makineler arasında kaydırılabilmekte. Böylece makinelerden birisi çökse bile servis kesintisiz verilmeye devam etmektedir. Her 2 servisi dosya sunucu makinesine kaydırınca problem duzeldi. Makinelerden birisi problem giderme çalışmaları için kapatıldı. Bir sure her 2 servis de aynı makineden verilecek.



09:40: (30dk) Problemi giderebilmek için IIS ile ugrasildi.

11:00 (40dk) Oracle veritabanı uzerinde CPU kaynak tuketimi > %99 olduğu gozlendi.
Buna sebep değişen bir SQL cümleciği olabileceği tahmin edildi. Programcilardan biri bu tip bir değişiklik yapmis olabileceğini kabul etti. CPU kaynagini çokça tuketen SQL cumleler tespit edilip programciya gonderildi. Alternatif olarak, ogle tatilinde bu değişikliklerin geri alinip sonucun izlenmesi de kararlaştırıldı.

12:00 (20dk)Bilgisayarla uğraşı bedenin yapısına hiç uygun değil! Bu yüzden zaman zaman molalar vermek ve hareket etmek gerekli. Benim için bu tip molaların yerini namaz mükemmel olarak tutuyor.


12:30(Oglen tatili, 1 saat) Sistem yöneticilerinin en yoğun çalışma zamanları mesai harici saatlerdir. Çünkü mesai saatleri içerisinde çalışan sisteme dokunmamız fazla mümkün olmaz! Bu yüzden mesai harici saatlere ve hafta sonları çalışma için hazırlıklı olmak gerekir. Bu oglen tatili boyunca oracle uygulama sunucuya ait performans testleri kapsamında kullanılacak Borland OptimizeIt aracının kurulumuyla uğraşıldı

13:30 (30 dk) OptimizeIT aracı kurcalandı.

14:10 (10dk) oglen yemegi (= 1.5 poaca, biraz ceviz ve fındık ve enerji vermesi için kuru uzum) Bu arada üzüm hafızaya da iyi geliyor diye duydum.

16:00 (40 dk) Unix notlarini gozden gecirme..Yeni bilgiler edinme..Her zaman öğrenecek yeni şeyler vardır. İlerleyecek yeni bir adım..